| Eve girince hırsızı gördün seni bayıltıp kaçtı, öyle mi? | Open Subtitles | ذهبتِ إلى المنزل صادفتِ لصاً أسقطكِ أرضا ثم لاذ بالفرار؟ |
| Cinayetin ardından, Yunan ve Roma geleneğindeki diğer filozoflar kaçtı ve şehrin bir öğrenme merkezi olarak rolü azaldı. | TED | بعد مقتلها، لاذ بقية الفلاسفة في اليونان وفي روما القديمة بالفرار، وتراجع دور المدينة كمركز للتعليم. |
| Küçük piçi az kalsın. Yakalıyordum, ama kaçtı. | Open Subtitles | لقد كدت أنال من ذلك اللعين الصغير , ولكنه لاذ بالفرار |
| Garip bir yolla kaçmayı başarmıştı, ne kadar kurnaz olduğu bilirsiniz. | Open Subtitles | شاهدته في لمحه خاطفه إلا أنه لاذ بالفرار. علىنحوغريب.. أحترم ذلك الرجل. |
| Ancak tam mahkumlar kaçıp kurtulmaya başlamıştı ki bir hava saldırısı sireni alarm verdi. | TED | ولكن حين لاذ السجناء بالفرار لينقذوا حياتهم، صفارةُ إنذار الغارات الجوية كشفت أمرهم. |
| Olay yerinden çalınmış telefonu izledik. Adamı bulduğumuzda kaçmaya çalıştı. | Open Subtitles | قمنا بتتبع هاتف نقال سُرق من موقع الحادث وعند تحديد مكانه لاذ الرجل بالفرار |
| Deprem olduğunda, verilmiş bir işi yapıyordu, o sırada kaçtı. | Open Subtitles | كان يؤدي بعض الاعمال عندما حدث الزلزال و عندها لاذ تينز بالفرار |
| Polislerden biri vuruldu. Diğerleri kaçtı. | Open Subtitles | أصبنا أحد أفراد الشرطة, و الآخر لاذ بالفرار. |
| kaçtı. O iki polis onu yakalamaya yaklaşamadı bile. | Open Subtitles | قدّ لاذ بالفرار، الشرطيان لم يقتربا من إمساكه البتّة. |
| İçlerinden biri kaçtı. Tek yapması gereken yeni bir ekip kurmak. Ciddiyim, bir anlığına şu olasılığı gözden geçirelim: | Open Subtitles | أحدهم لاذ بالفرار، و كلّ ما عليه فعله إعادة التشكيل، عن جد لنعتبر هذا مُمكناً. |
| ...fakat, bunların hiçbiri, babamın ölümüyle son bulmayacak çünkü onlardan biri kaçtı. | Open Subtitles | لكن لا شيء من ذلك سينتهي في نعيه بسبب شخص واحد لاذ بالفرار. |
| Kendisi kaçtı, sir. Şerefim üzerine yemin ederim. | Open Subtitles | لقد لاذ بالفرار يا سير لديك كلمتي الشريفة |
| Ne yazık ki bir değişken vardı. Çocuk kaçtı. | Open Subtitles | أخشى أنّ ثمّة انتقاص، فلقد لاذ الطفل بالفرار. |
| NSA Ajan'ı Flynderling'i öldürdü ve parayla kaçtı. | Open Subtitles | قام بقتل عميل الأمن القومى فليندرلينج لاذ بالفرار وبحوذته المال |
| Bukalemun ya içeri sıvıştı ya da başka yere kaçtı. | Open Subtitles | "إما أن الحرباء لاذ بالداخل أو فرّ إلى مكان آخر" |
| Bir iki soru sormak için gittik, o da kaçtı! | Open Subtitles | كلّ ما أردنا فعله، هو أن نطرح عليه بضعة أسئلة. لكنّه لاذ بالفرار. |
| kaçmayı başaran biri varsa bile diğerlerini öldüren şey onu da öldürmüş olabilir. | Open Subtitles | حتّى لو كان هناك صبيٌّ آخر لاذ بالفرار، فربّما ما زال مصاباً بما قتل الاثنين الآخرَين. |
| O gece iki hırsız soygun yaptı ve biri kaçmayı başardı. | Open Subtitles | قام لصان بإقتحامها تلكَ الليلة. و أحدهما لاذ بالفرار. |
| Diğeri ise kaçmayı başardı. | Open Subtitles | والآخر لاذ بالفرار |
| Delinin tekiydi anlamsız şeyler söyledi ve güvenlik gelene kadar kaçıp gitti. | Open Subtitles | لقد كان مجنوناً لم يقل اي شئ مفهوم و في الوقت الذي وصل فيه الامن لاذ الرجل بالفرار |
| Ve Glitch birşeyler hissetmiş olacak ki biz ateş açmadan önce kaçmaya başladı. | Open Subtitles | لابدّ أنّ (غليتش) أحسّ بذلك أو ما شابه، لأنّه لاذ بالفرار حالما بدأنا في إطلاق النار. |
| Muhtemelen kötülüğüyle ün salmış en büyük korsan paçayı kurtarandı. | Open Subtitles | لعلّ أكثر المُخترقين شُهرة هُو من لاذ بالفرار. |