Gerçekten gideceğimi düşünecek kadar aptal değilmişsin en azından. | Open Subtitles | على الأقل أنت لست غبيا بما فيه الكفاية لتعتقد أنا بالفعل ساغادر |
Bu durumun özel olduğunu ve insanları kurtarıp bir tür evrim gerçekleştirdiğini düşünecek kadar gençsin. | Open Subtitles | شاب كفاية لتعتقد بأن هذا الشرط, انه خاص وانت تقوم بإنقاذ الناس |
Donna, bir trajediyle bir şekilde bağlantılı olmanın onu daha güçlü birine dönüştüreceğini düşünecek kadar şaşkın biridir, | Open Subtitles | دونا كانت لئيمة كفاية لتعتقد بأن تظاهرها بالحزن قد يجعلها أكثر مواساة |
Belki buna inanmak için sağlam sebeplerin de vardır ama şöyle bir şey var. | Open Subtitles | وربما لديك سبب وجيه لتعتقد ذلك ولكن إليك الأمر |
- Böyle aşırıya kaçmasına inanmak için nedenin mi var? | Open Subtitles | هل لديك سبب لتعتقد أنك بهذا اليأس |
Alexa bana, büyükannenin ve dayılarının başka bir suç planlayabileceklerine inanmak için sebebin olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | (اليكسا) اخبرتني بأن لديك سبب لتعتقد ان جدتك واعمامك ربما يخططون لجريمة اخرى |
Gerçekten gideceğimi düşünecek kadar aptal değilmişsin en azından. | Open Subtitles | على الأقل أنت لست غبيا بما فيه الكفاية لتعتقد أنا بالفعل ساغادر |
El sıkışmanın büyük anlam ifade ettiğini düşünecek kadar salak mısın? | Open Subtitles | وهل انت غبي كفاية لتعتقد ان مصافحة الايدي تعني شيئاً؟ |
Sen hala onu düzerken burada seninle kalmak istediğimi düşünecek kadar? | Open Subtitles | لتعتقد أني سأبقى معك بينما تضاجعها؟ |