| - Kalk, yapacak işlerin var! - Evet, mesela sen. | Open Subtitles | ـ هيا إنهض ، هناك أشياء لتفعلها ـ ماذا ؟ |
| Kupalarımı aldın ama kendin yapacak kadar bile cesaretin yok. | Open Subtitles | لقد أخذت أكوابي ولم تكن حتى لديك الجرأة لتفعلها بنفسك |
| Evlat, bilemiyorum. Bunu bir robotla yapacak kadar umutsuz olmalısın. | Open Subtitles | لا أعرف ، عليك أن تكون مكتئب جداً لتفعلها مع رجل آلي |
| Orta yaşlı bir kadına alış verişinde yardım etmekten. ...başka yapacak şeylerin vardır herhalde. | Open Subtitles | لديك أفضل الأشياء لتفعلها على أن تساعد امرأة في منتصف العمر مع طلبات البقالة لمنزلها |
| Hayır. Ben beraber yapmamızı istedim, tek başına yapmanı değil. | Open Subtitles | لا لقد سألتك لتفعلها معي ليس لك لتفعلها لوحدك |
| Artı olarak o kıza, etrafında olup, onu düşünmekten başka yapacak daha iyi işlerin olduğunu göstereceğiz. | Open Subtitles | علاوة على ذلك سنري تلك الفتاة ان لديك اشياء افضل لتفعلها من الجلوس هناك والتفكير بها |
| Biliyorum sevgili canavarım, yapacak işlerin var. | Open Subtitles | انا اعلم , مسخي العزيز لديك اشياء لتفعلها |
| Ama senin de yapacak bir sürü işin olmalı. Buraya bekçi köpeği gibi bağlanmışsın.. | Open Subtitles | , لاكن لديك اشياء لتفعلها و اماكن لتذهب إليها . انت ايضاً كنت محتجزاً هنا مع الأروح البريئة |
| yapacak daha önemli işlerinin olduğunu biliyorum ama şu an benim için daha önemli bir şey yok. | Open Subtitles | أعلم أن لديك أشياء مهمة لتفعلها لكن بالنسبة لي ليس هناك شئ أكثر أهمية |
| Sadece senin bunu yapacak cesaretin olmadığından. | Open Subtitles | فقط بسبب انه ليس لديك الشجاعة لتفعلها |
| Eminim yapacak daha önemli işlerin vardır. | Open Subtitles | أنا متأكد أنك تملك أشياء أهم لتفعلها |
| Bu kızın yapacak işi var. | Open Subtitles | هذه الفتاة عندها اعمال لتفعلها |
| Kendi kendine yapacak cesaretin yok. | Open Subtitles | ليست لديك الجرءة حتى لتفعلها بنفسك |
| yapacak işleri varmış. | Open Subtitles | ؟ قالت لديها بعض الأمور لتفعلها |
| Bilgisayarda yapacak işlerin var. | Open Subtitles | "إلي المجاور لـ"واشنطن" و "دالاس حسناً، إرجعوا إلى هنا - هناك أشياء تخص الكمبيوتر بحاجة إليك لتفعلها |
| Doğum günün bitti mi? - Eminim senin yapacak işlerin vardır. | Open Subtitles | انا متاكد بانه لديك اشياء لتفعلها |
| Bunu kendi başına yapacak göt yok değil mi sende? | Open Subtitles | ليس لديك الشجاعة لتفعلها لوحدك |
| Eminim onun yapacak daha iyi bişeyleri vardır | Open Subtitles | أنا متأكد أن لديها أشياء أفضل لتفعلها |
| Ayrıca eminim kızlar tuvaletini temizlemekten başka yapacak daha iyi işlerin vardır. | Open Subtitles | إضافة إلى أنني متأكد بأن ..... لديك أشيائاً لتفعلها أفضل من تنظيف مرحاض الفتيات |
| İşin başından beri yapmanı istediğim başka şeyler var aklımda ve bunlar için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | منذ بدايتها كانت لدي أمور كثيرة في خاطري لتفعلها أموراَ أعتقدك مؤهلاَ بانفراد لممارستها |
| İyi. Çünkü yapmanı istediğim bazı işler var. | Open Subtitles | رائع، لان لديّ بعض الأعمال لك لتفعلها |