| Bunu sadece görülebilir değil, aynı zamanda elle tutulur ve duyulabilir yapmak için heykel ve müzik kullanıyorum. | TED | لذلك أستخدم النحت والموسيقى لجعلها ليس فقط ظاهرة، بل كذلك ملموسة ومسموعة. |
| İki yıl önce, bunları daha kalıcı, daha fazla ışıklı yapmak için uzmanlarla laboratuvara döndük. | TED | عُدنا إلى المختبر قبل سنتين، لجعلها أكثر استمرارًا، ولتشعُ المزيد من الضوء، بمساعدة الخبراء. |
| Büyük bir yalanı satarken bunu yaparsın, ...inanılabilir olması için gerçekle harmanlarsın. | Open Subtitles | ذلك ماتفعله عندما تقوم ببيع كذبة تقوم بجعله حقيقية لجعلها أكثر مصداقية |
| Eğer onu telkin etmek için zaman ayırmış olsaydın herşey daha farklı olabilirdi. | Open Subtitles | لو أنك وفّرت الوقت لجعلها تتخلص من مشاكلها الذهنية.. لأخذت الأمور منحنى آخر.. |
| Erkeklerinkinden farklı olması için bir isteğim yoktu ama farklıydı. çünkü bu benim farkımdı. | TED | لم أكن أريد لجعلها مختلفة عن الرجال ، ولكنها كانت مختلفة ، لأن هذه هي الطريقة التي كنت مختلفة فيها. |
| Ayrıca, onun bana saygı duymasını sağlamanın tek yolu bu. | Open Subtitles | بجانب ذلك, هذه هي الطريقة الوحيدة لجعلها تحترمني |
| Biz, onları susturmak için bir yol bulmaya çalışırken bazı hayvanlar da sonik patlamaları bir avantaj olarak kullanıyor. | TED | بينما نحاول العثور على طرق لجعلها صامتةً، كانت حيواناتٌ أخرى تستخدم دويّ اختراق حاجز الصّوت لمصلحتها. |
| Biraz daha yumuşak yapmak için bir malzemem var. | TED | يوجد هنا وسادة صغيرة لجعلها انعم قليلا. |
| Streptekokusun süzülmüş hali ama aşırı derecede öldürücü yapmak için genetiği değiştirilmiş. | Open Subtitles | سلسلة من ال"ستريبتوكوكوس", وهذه تمّ تغييرها جينيّا.. لجعلها قاتلة بشكل غير عادي. |
| Ozzy normalde bunu yapar, ama bunu gerçek yapmak için yaptım. | Open Subtitles | أوزي عادة يفعل ذلك، ولكن لقد فعلت ذلك لجعلها حقيقية. |
| Anne, ben bu okulu daha iyi yapmak için seçildim. | Open Subtitles | أمي لقد أنتخبت لجعلها مدرسةً أفضل |
| Binanın daha gösterişli olması için yaptıkları ilk şey, | TED | لذا فإن أول شيء يفعلونه هو أنها رفع محلات البيع بالتجزئة نصف طابق لجعلها تبدو رياضية. |
| Sadece daha iyi olması için yapılan denemeler. | TED | انها فقط الأشياء التي تجربها لجعلها تعمل افضل بنوع ما |
| Onu mutlu etmek için çok çaba sarf ettiğimi bilmelisiniz. Alan bunun ne anlama geldiğini biliyorsun. | Open Subtitles | يجب أ،ن تعلم أني خرجت عن المعتاد لجعلها سعيدة |
| O benim hayatımın aşkı ve onu mutlu etmek için her şeyi yaparım. | Open Subtitles | إنها حب حياتي ، وسافعل أي شيء لجعلها سعيدة. |
| Onu mutlu etmek için elimden geleni yapacağıma inan. | Open Subtitles | فقط آمل أن تُصدق بأنني سأبذلُ قصارى جهدي لجعلها سعيدة |
| Bunu tekrar, tekrar ve tekrar güçlendirmek için bir çok fırsat var. | TED | هناك الكثير من الفرص لجعلها قوية مرارا وتكرارا. |
| Dinlemesini sağlamanın bir yolunu bulmalısın. | Open Subtitles | تحتاج إلى العثور على وسيلة لجعلها تستمع. |
| Ölü kalmasını sağlamanın başka bir yolu var mı? | Open Subtitles | ألديكما فكرة أفضل لجعلها تظل ميتة |
| Büyük rüyalar sadece ileriyi görmek değildir. onları gerçekleştirmek için stratejilerle eşleştirilmiş vizyonlardır. | TED | ليست الأحلام العظيمة مجرّد رؤى، إنها رؤى مصحوبة بإستراتيجيات لجعلها حقيقة. |
| Işığı bir güneş panelinde odaklamak için kristalleri kullanıyorum, onları daha etkili yaparak fakat estetik kullanarak. | TED | لذلك أستخدم هذه البلورات لتركيز الضوء على ألواح الطاقة الشمسية، لجعلها أكفأ، ولكن باستخدام الجماليات. |