| Leon iyi bir delikanlı haline geldi Teresa ve benim sağladığımız ilgi ve sevgi sayesinde o korkunç hastalığı tamamen iyileşmişe benziyordu. | Open Subtitles | ليون أصبح رجل شجاع والرعاية والمحبة أعطيت له من تيريزا كان لعلاج النقي لحالته الفظيعة. |
| Muhtemelen yakında eski haline dönecektir. | Open Subtitles | على الأرجح سيعود لحالته الطبيعية عاجلا ً |
| Ve insanlar taşınınca, bitki örtüsü yeniden oluşacak av hayvanı sayısı bollaşacak ve böylece kaplan sayısı eski haline dönecek. | Open Subtitles | و حينما تنقل البشر من مكانٍ ما سيعاود الغطاء النباتيّ ظهوره و يعود تعداد الطرائد لحالته الطبيعيّة فتتبعه الببور |
| Muhteşem bir dansçıydı. Şunun haline bak. | Open Subtitles | كان راقص متألق انظر لحالته الان |
| Yok bir şey, sadece biraz kafası kıyak. Şunun haline bak! | Open Subtitles | إنه بخير لقد ثمل وحسب انظروا لحالته |
| Herşeyi eski haline getirebilirdim. | Open Subtitles | لأعدت كل شيئ لحالته الأولى |
| Sonrasında, Dexter orjinal haline dönebilir. Müze kalitesindeki düzenine. | Open Subtitles | ثم بوسع "منزل (ديكستر)" أن يعود لحالته الأصلية شبيهة الحياة بالمتحف |
| - Arthur'u normal haline döndürmenin bir yolunu bulmalıyız. | Open Subtitles | نريد أن نعثر على وسيلة لاعادة، (آرثر) لحالته الطبيعية |
| Yani dünya eski haline mi döndü? | Open Subtitles | أعني هل عاد العالم لحالته ؟ |
| Onu eski haline getiremem. Kite ölmüş. Benim suçum. | Open Subtitles | لا تمكنني إعادته لحالته الطبيعيّة، (كايتو) مات، وموته ذنبي. |
| Kite'ı eski haline getir. | Open Subtitles | أعيدي (كايتو) لحالته الطبيعيّة. |
| şunun haline bir bak! | Open Subtitles | أنظر لحالته! |