| - Asıl rahatsız eden de bu zaten. Senin için ben sadece bir kobayım, sense benim için dosttan da ötesin. | Open Subtitles | أنا لست سوى خنزير تجربة بالنسبة لكِ, لكنّ بالنسبة لي، أنتِ صديقة عظيمة. |
| ben sadece değersiz bir Gaijinim ve herkes ortağımı öldürdüğünü biliyor. | Open Subtitles | أنا لست سوى قايجن لا قيمة لها والجميع يعلم انه قتل شريكي. |
| Dövüşten sonraki sabah koca bir yaradan başka bir şey değilsin, biliyor musun? | Open Subtitles | الحماقة التى بعده؟ سوف أشرح لكى الحماقة التى بعد القتال اننى لست سوى كومة من الجروح هل تفهمين مأقصد؟ |
| Kabul et, Aang. Onun için büyük bir ödülden başka bir şey değilsin. | Open Subtitles | أجل, واجه الأمر يا آنـج أنت لست سوى جائزة كبرى بالنسبة له |
| Dinle, sen benim için sadece bir Japon yön göstericisisin. | Open Subtitles | أنظر انت لست سوى مفتاح يسهل مهمتي في الوقت الحالي |
| Ama sen başbakan karısı geceliklerinden giymiş geçkin bir kaşardan fazlası değilsin. | Open Subtitles | و انت لست سوى عاهرة بمنتصف عمرها ترتدي ملابس نوم نانسي ريغان |
| Bu kibir de ne oluyor? sen sadece Zero'nun metresisin. | Open Subtitles | كفى عن هذا الأسلوب المتغطرس فأنت لست سوى حبيبة زيرو |
| Şu an bile yeni doğmuş bebekten farkın yok, mızıldıyor ve kan içinde, hemşirenin ellerinde bilinçsizliğe doğru emekliyor. | Open Subtitles | يسرق من قوّتك الهائلة بمرور كلّ ثانية حتّى الآن لست سوى طفل رضيع، يتأوّه وينزف |
| Senin kişisel bilgisayarından başka bir şey değilim, ve bundan bıktım. | Open Subtitles | لست سوى مجرد آلة بحث شخصية بالنسبة لك وقد مللت هذا |
| Sense bundan böyle eli kanlı bir caniden başkası değilsin! | Open Subtitles | و أنت لست سوى شخص يداه مُلطخة بالدماء. |
| Yani, sonuç olarak, ben sadece parası ödenmiş bir seks oyuncağıyım. | Open Subtitles | باختصار أنا لست سوى دمية اشتريتيها من أجل العلاقة الجسدية |
| Yakınında duramıyorum, senden uzakta da kalamıyorum... Bir gün kendine bağlıyorsun, ertesi gün bırakıp gidiyorsun. ben sadece bir oyuncağım. | Open Subtitles | لا يمكنني ان ابقى قريبا منك ولا يمكنني ان ابقى بعيدا عنك تشديني اليك يوما وتتجاهليني يوم اخر لست سوى لعبة |
| Bana söylemeyin onu. ben sadece alçakgönüllü yapımcıyım. | Open Subtitles | ،حسناً، لا تقولي ذلك لي لست سوى مجرّد منتج متواضع |
| Onur ve asaletten bahsediyorsun. Sen ikiyüzlü bir yalancıdan başka bir şey değilsin! | Open Subtitles | انت تتحدث عن الشرف والنبل، أنت لست سوى منافق وكاذب |
| Ve sen spermlerle dolu bir test tüpünden başka bir şey değilsin. | Open Subtitles | أما بالنسبة لك, فأنت لست سوى أنبوب اختبار مليء بالحيوانات المنوية |
| Şu üstün konuşmalarının sonuna geldik şiddet yanlısı bir bağımlıdan başka bir şey değilsin. | Open Subtitles | حسناً. حسناً . أجل، لكلّ كلامك سامِ المبادئ، لست سوى مُستغِل ومُدمن مُخدّرات. |
| Ben uğraşıyorum. Ama gördüğüm kadarıyla sen sadece bir bağımlısın. | Open Subtitles | أقوم بالطبخ، لكن حسب علمي أنت لست سوى مدمن مخدرات |
| Dışarıda sadece bir genel müdür yardımcısı, fakat burada bir Tanrı'yım. | Open Subtitles | أنا في الخارج لست سوى نائب رئيس لكن هنا أنا إله |
| Böcekten fazlası değilsin. | Open Subtitles | لست سوى حشرة كالباقين. |
| Will, bir kukladan fazlası değilsin. | Open Subtitles | ويل انت لست سوى دمية |
| Muhbirden farkın yok kahrolası. Grupta gevezelik et sen. | Open Subtitles | لست سوى حثالة ، أفسدت المجموعة بلسانك القذر |
| İyi dövüştün. Ben hantal yaşlı bir adamdan başka bir şey değilim. | Open Subtitles | لقد قاتلت بشكل جيد أنا لست سوى رجل عجوز بائس |
| Sense bundan böyle eli kanlı bir caniden başkası değilsin! | Open Subtitles | و أنت لست سوى شخص يداه مُلطخة بالدماء. |