| Arabayı sürmem için beni zorladı! Hiçbir şey yapmadım ben! | Open Subtitles | لقد أجبرني على القيادة لم أفعل شيء |
| Bunun benimle hiç ilgisi yok. beni zorladı. | Open Subtitles | ليس لي علاقة بالأمر لقد أجبرني... |
| beni zorladı. Canımı acıtmaya başladı. | Open Subtitles | لقد أجبرني على إخباره |
| Bana bunu o yaptırdı. | Open Subtitles | لقد أجبرني. |
| Ne? Yemin ederim ben istemedim ama ona yardım etmeye zorladı beni. | Open Subtitles | أنظر، لم أكن أقصد أقسم بذلك، لقد أجبرني على مساعدته |
| Onları söylemem için beni zorladı. | Open Subtitles | لقد أجبرني على قول ذلك |
| - beni zorladı. | Open Subtitles | لا، لقد أجبرني أن أفعل ذلك. |
| Kendisiyle seks yapmam için beni zorladı. | Open Subtitles | لقد أجبرني على النوم معه |
| Onu satmam için beni zorladı. | Open Subtitles | لقد أجبرني لبيعه. |
| Keith saçlarımı boyamam için beni zorladı. | Open Subtitles | لقد أجبرني (كيث) أن أصبغ شعري ليصبح أشقر |
| Babam Corvis'i görmem için beni zorladı. | Open Subtitles | (لقد أجبرني والدي على رؤيّة (كورفس |
| Max cesetten kurtulmak için beni zorladı. | Open Subtitles | و (ماكس) ... لقد أجبرني على التخلص من الجثة |
| beni zorladı. | Open Subtitles | لقد أجبرني. |
| Plânlarımı daha ileriye almaya zorladı beni ama polise söylediğim şeyler doğruydu. | Open Subtitles | , لقد أجبرني على الارتقاء بخططي" "لكن ما أخبرتُ الشرطة بهِ كان حقيقيًّا |
| zorladı beni. | Open Subtitles | لقد أجبرني |