| Her neyse, uzun lafın kısası erkek arkadaşım ve ben açık açık konuştuk ve kıyafetlerini bundan sonra çamaşır sepetine koymayı kabul etti. | Open Subtitles | على كل حال، لإختصار القصه تحدثت أنا وحبيبي من قلبٍ لقلب و لقد وافق على أن يضع ملابسه في سلة من الأن فصاعداً |
| Kaptan, ambarda envanter saydıktan sonra adamlar planınızı kabul etti. | Open Subtitles | أيها القبطان، بعد جرد المخازن لقد وافق الرجال على خطتك |
| Seni de çiftlikte işe almayı ve ben uzaktayken üreyen sürümü bölüşmeyi kabul etti. | Open Subtitles | لقد وافق على إستضافتك و ان يقسم معك الأرباح اثناء غيابي |
| Sizi 4080 numaralı süite yerleştiriyoruz. Otel müdürü bunu az önce onayladı. | Open Subtitles | سنضعكم في جناح 4080 لقد وافق المدير على هذا |
| Kaptan uçuş kabinine girmeme izin verdi. | Open Subtitles | لقد وافق القبطان بان اجلس في عربة التحكم خلال الاقلاع التجريبي |
| Düzen Efendileri pazarlık etmeyi kabul ettiler. | Open Subtitles | لقد وافق حكام النظام على المفاوضات |
| Hoşgörümüz karşılığında işbirliğini kabul etmişti. | Open Subtitles | لقد وافق على مسايرة الأمر مقابل تساهلنا معه. |
| Başkan, ödemeyi kabul etti. Hemen korsanlara durumu bildirin. | Open Subtitles | لقد وافق العمدة على الدفع أنقل الخبر للمختطفين حالا |
| Polis şefi Kramer bu tür bir davayı çözebilecek yeteneğe sahip bir adam getirtmeyi kabul etti. | Open Subtitles | لقد وافق قائد الشرطة كريمر بأن نحضر رجلاً ذو خبرة في التعامل مع حالة كهذه. |
| Skip gitmeyi kabul etti, yani 4 kişiye daha ihtiyacım var. | Open Subtitles | لقد وافق سكيب على اصطحابي، أحتاج إلى أربعة بعد. |
| Hayati müdahaleyi kabul etti ama bir | Open Subtitles | لقد وافق على العملية الجراحية لإنقاذ حياته و لكن |
| ...VICAP'in (*) anketine katılmayı kabul etti. | Open Subtitles | نعم، لقد وافق على الاشتراك فى استجواب الشرطة |
| Hastaneden birşey duydunuz mu? Babbitt, Nevelson'ın Cole Center yapımında sendikasız işçi çalıştırdığına dair tanıklık yapmayı kabul etti. | Open Subtitles | أجل، لقد وافق باببيت على ان يشهد بأن نيفلسون قد عين طاقمه اللانقابي لتعين لحام نقاط القاعدة في مبنى كول المركزي |
| Beckett, Siyah İnci'nin, benim olacağını kabul etti. | Open Subtitles | لقد وافق بيكيت أن تكون اللؤلؤة السوداء ملكي |
| Bizimle görüşmeyi kabul etti ama içeri girmeyi başarsam bile beyni tam bir kara kutu. | Open Subtitles | لقد وافق على مقابلتنا لكنّنا حتى لو دخلنا منزله فدماغه صندوقٌ أسود مقفل |
| Festival, yıldızları istediği için filmi kabul etti. Sadece 10 dakikasını gördüler. | Open Subtitles | لقد وافق القائمون على المهرجان على الفلم لأن به ممثل مشهور ولم يروا منه سوى 10 دقائق |
| En önemlisi buraya gelmeyi kabul etti. | Open Subtitles | و الأكثر أهميه ، لقد وافق على المجئ إلى هُنا |
| Kızların üniversite eğitimleri için yardımda bulunmanı kabul etti sonunda. | Open Subtitles | لقد وافق أخيرا بأن تدفعي مصاريف دراسة البنات |
| Saygı değer papaz, evlilik seremonisini yapabileceğimi onayladı. | Open Subtitles | لقد وافق الكاهن بما أنني رئيس سابق على أن أقدم مراسم الزواج |
| Yemek programı, benim bölümümü tekrar çekmeye karar verdi. | Open Subtitles | لقد وافق برنامج الطهي على إعادة تسجيل حلقتي |
| Ebeveynlik haklarını devretmeyi kabul etmiş. | Open Subtitles | لقد وافق على التخلّي عن حقوقه الأبويّة |
| Belki de arttırmalıydık. Çok kolay "evet" dedi. | Open Subtitles | ربما كان من المفروض أن نطلب أكثر لقد وافق بمنتهى السهولة |