| Bu tipler gösteriş için av bıçağı falan taşırlar. | Open Subtitles | أولئك الرجال يحبون أن يحملوا سكاكين صيد وأشياء للتباهي |
| Geleceğini biliyordum. Gizlice beni izleyerek gösteriş yapıyorsun. | Open Subtitles | ،عرفت أنك ستأتين الاقتراب خلسة مني للتباهي |
| gösteriş yapma konusunu terapistinle bir masaya yatırmanız gerek. | Open Subtitles | حاجتُكِ للتباهي شيء تتحدثين بِشأنه لمعالجِك الشخصي |
| - İyi, iyi havanı at bakalım. | Open Subtitles | أجل، أجل، لا داعي للتباهي |
| - İyi, iyi havanı at bakalım. | Open Subtitles | أجل، أجل، لا داعي للتباهي |
| Şuna bakın, gençlerle boy ölçüşerek, şu tatlı kızın önünde sarkmış kaslarını zorluyor ve gösteriş yapmaya çalışıyor. | Open Subtitles | فقط انظر إليه ! يقيس قوته بقوة الشباب إنه يجهد عضلاته المترهلة للتباهي أمام تلك البنت اللطيفة |
| Şuna bakın, gençlerle boy ölçüşerek, şu tatlı kızın önünde sarkmış kaslarını zorluyor ve gösteriş yapmaya çalışıyor. | Open Subtitles | فقط انظر إليه ! يقيس قوته بقوة الشباب إنه يجهد عضلاته المترهلة للتباهي أمام تلك البنت اللطيفة |
| Sert kapaklar tamamen gösteriş. | Open Subtitles | الكتب ذات الغلاف المقوى للتباهي |
| O da sadece gösteriş için. | Open Subtitles | بالرغم من أن هذا للتباهي |
| Johnny, babam... İngilizce konuşur. - gösteriş yapmana gerek yok. | Open Subtitles | (جوني)، يتحدث والدي الإنجليزية، لذا لا داعي للتباهي. |
| gösteriş için silah taşınmaz Bruce. Kendini korumak için de taşınmaz. | Open Subtitles | المسدسات ليست للتباهي يا (بروس) وليست للحماية أيضاً |
| -Ama bunu gösteriş için yapma! | Open Subtitles | - لكن لا تفعلي ذلك للتباهي فحسب. |
| - gösteriş yapmak için uygun bir zaman değil şimdi. | Open Subtitles | -ليس بالوقت الملائم للتباهي |
| Ama arkadaşımız Carmine bunu, statüsünü göstermek ve gösteriş için almış. | Open Subtitles | لكن (كارمين) هذا اشتراها للتباهي بها |