| Demek ki o zaman konuşacak bir şeyimiz kalmadı. | Open Subtitles | ثمّ لَيْسَ لَنا شيء أكثرُ للتَحَدُّث عن. |
| Baba, maalesef konuşacak durumda değil. Bu yüzden konuşmuyoruz. | Open Subtitles | أنا لا أعتقد هو مستعدُّ للتَحَدُّث عنه، لذا نحن لَسنا. |
| konuşacak hiçbir şeyimiz yok ve bu senin umurunda bile değil. | Open Subtitles | لَيْسَ لَنا شيء للتَحَدُّث عن وأنت لا تَهتمُّ حتى. |
| Roz, konuşmamız gereken bir konu var. | Open Subtitles | إستمعْ، روز، هناك شيء نَحتاجُ للتَحَدُّث عن. |
| Anlaşılan, konuşmamız gereken çok şey var. | Open Subtitles | حَسناً، نحن بالتأكيد نَعمَلُ لَهُ الكثير للتَحَدُّث عن. |
| Artık 25 yaşında değilim.Bu sıralarda bunu konuşmamız gerekiyor. | Open Subtitles | لَستُ 25 أكثر. نَحتاجُ للتَحَدُّث عن هذا في وقت ما. |
| Yalnızken konuşmak için bir konumuz daha oldu. | Open Subtitles | هو فقط شيء واحد كمان للتَحَدُّث عنة متى نحن لوحدنا. |
| konuşacak bir şeyimizin olmamasını bir sorun olarak görmüyor musun? | Open Subtitles | أَعْني، أنت لا تَعتقدُ نحن في المشكلةِ إذا نحن لا نَستطيعُ الصُعُود بأيّ شئِ للتَحَدُّث عن؟ |
| Burada olduğunuz müddetçe konuşacak çok şeyiniz olacak. | Open Subtitles | أنت سَيكونُ عِنْدَكَ أحمالَ للتَحَدُّث عن بينما أنت هنا. |
| Eminim kasabanın konuşacak başka şeyleri vardır. | Open Subtitles | أَنا متأكّدةُ ان هذه البلدةِ لَديها شيءُ احَسّنْ للتَحَدُّث عنه |
| Güzel, insanlara konuşacak bir şey vermiş olurur. | Open Subtitles | حَسناً، نحن يُمْكِنُ أَنْ نَعطي الناسَ الشيء للتَحَدُّث عن. |
| konuşacak şeyleri vardı. | Open Subtitles | كَانَ عِنْدَهُمْ مادةُ للتَحَدُّث عن. |
| Çok heyecan verici İkinizin konuşacak çok şeyi olmalı. | Open Subtitles | - هناك هو! - أنت لا بدَّ وأنْ كثيراً للتَحَدُّث عن. |
| Başkan Yardımcısı'nın konuşması hakkında konuşmamız gerek. | Open Subtitles | نَحتاجُ للتَحَدُّث عن خطاب نائب الرئيس, موافق؟ |
| Başkan Yardımcısı'nın konuşması hakkında konuşmamız gerek. | Open Subtitles | نَحتاجُ للتَحَدُّث عن خطاب نائب الرئيس, موافق؟ |
| - Dur bir dakika. konuşmamız gerek. | Open Subtitles | - إنتظار، إنتظار، أَحتاجُ للتَحَدُّث عن هذا. |
| Bunun hakkında konuşmamız gerekecek. | Open Subtitles | أوه، نحن نَذْهبُ أنْ للتَحَدُّث عن هذا. |
| Aslında onun hakkında biraz konuşmamız gerekiyor. | Open Subtitles | حَسناً، نَحتاجُ للتَحَدُّث عنها |
| konuşmamız gerek bazı şeyler var. | Open Subtitles | لدينا بعض الأشياءِ للتَحَدُّث عنها... |
| Bu konuda şu an konuşmak için hazır değilim. | Open Subtitles | حَسناً،لَستُ مستعدَّ للتَحَدُّث عنه الآن. حَسَناً. |
| Bütün arkadaşlarım sağlık ve ilaçlar hakkında konuşmak için toplanmış. | Open Subtitles | كُلّ زملائِي تَجمّعوا سوية للتَحَدُّث عن الصحةِ والطبِّ. |