| Hiç düşünmemiştim. Aklımın ucundan bile geçmedi. | Open Subtitles | انا حتى لم افكر بها حتى انها لم تمر في بالي |
| Bu araba buradan geçmedi. | Open Subtitles | اذا كانت مرت بكشك المرور السابق و لم تمر من هنا. |
| Buradan uzaktayken bir anım geçmedi ki kalbim seninle Tree Hill'de olmasın. | Open Subtitles | لم تمر لحظة و أنا بعيدة "و لم يكن قلبى معك فيها ب"ترى هيل |
| Bir şey yok. Delip geçmemiş. | Open Subtitles | أنت على ما يرام، لم تمر أي رصاصة |
| Cleo, duyduğuma göre şartlı tahliye görüşmen iyi geçmemiş. | Open Subtitles | إذاً يـا (كليو)، سمعت ان جلسة الإستمـاع لم تمر على أحسن حـال. |
| Bekle, hiç asi çağlarını yaşamadığını mı söylüyorsun bana? | Open Subtitles | انتظر,أتقول لي أنك لم تمر أبدا بمرحلة التمرد ؟ |
| Biliyorum daha 48 saat geçmedi. | Open Subtitles | أعلم إنه لم تمر ثمان وأربعين ساعة، |
| Ama 24 saat geçmedi. | Open Subtitles | لكن لم تمر 24 ساعة بعد |
| Üstünden çok zaman geçmedi ki. | Open Subtitles | .لم تمر فترة طويلة |
| Daha 24 saat geçmedi ve Channel 4 News ekibimizi yine olay yerinde bulduk çünkü başka bir vahşet şehrimizi kuşattı. | Open Subtitles | "مساء الخير، لم تمر سوى 24 ساعة" "وعودة طاقم قناتنا الرابعة مجدداً إلى مسرح الجريمة" "حيث تعرضت مدينتنا إلى حادثة بشعة آخرى". |
| O hiç çılgınlık aşamasından geçmedi. | Open Subtitles | لم تمر على (ستيفاني) مرحلة الجموح أبدا |
| Tamam trafik kameraları aracın Wilson'dan kuzeye gittiğini bir ve ikinci caddeyi geçmiş ama üçüncüden geçmemiş. | Open Subtitles | حسنا، كاميرات المرور تظهر أن الشاحنة "كانت متجهة الى الشمال نحو منطقة "ويلسون مارةً بالشارع الأول والثاني ، ولكن لم تمر بالثالث |
| Neden hiç asi çağını yaşamadığını düşünüyorsun? | Open Subtitles | لم تظن أنك لم تمر أبدا بمرحلة التمرد ؟ |
| Sadece daha önce hiç ayrılık yaşamadığını biliyorum. | Open Subtitles | أنا أعلم فقط أنك لم تمر باانفصال من قبل |