| Biraz sakin olup keyfine baksan ölmezsin ya. | Open Subtitles | لن يقتلك الإسترخاء والحصول على بعض المرح |
| Arada bir çamaşır yıkarsan ölmezsin. Ne yazık ki. | Open Subtitles | و لسوء الحظ، القيام ببعض الغسيل لن يقتلك |
| Seni alıp bıraktığım için teşekkür etmek seni öldürmez, biliyorsun. | Open Subtitles | لن يقتلك أن تشكرني على توصيلك و المجيء بك مجدداً |
| Bir sürü gay arkadaşın var..kaç kız seni öldürmez ? | Open Subtitles | أن يكون لديك صديقة لن يقتلك من يستطيع أن يجاريك؟ |
| Üzgünüm Yüzbaşı. Bu Seni öldürmeyecek ama gıdıklamayacak da. | Open Subtitles | آسف ياكابتن هذا لن يقتلك ولكنه لن يكون بمثابة مداعبة ايضاً |
| Bunun mutlaka yayınlanmasını istiyor, bu yüzden, öldürmez seni. | Open Subtitles | لديه بالتأكيد نسخة ، وقال انه لن يقتلك ، |
| Ailenle yemek yersen ölmezsin, tatlım. | Open Subtitles | لن يقتلك تناول العشاء مع عائلتك يا حبيبي |
| Ailenle yemek yersen ölmezsin, tatlım. | Open Subtitles | لن يقتلك تناول العشاء مع عائلتك يا حبيبي |
| Arada bir gülsen ölmezsin. | Open Subtitles | أتعلمين, لن يقتلك الامر إن ابتسمتي بين كل حين وآخر |
| - Öz annem bile mi? - Biraz kuralları çiğnesen ölmezsin demek istiyorum. | Open Subtitles | أقول فقط أنه لن يقتلك إن خرقت بعض القوانين. |
| Rahatla. Kendinle ilgili biraz açık versen ölmezsin. | Open Subtitles | لن يقتلك إن أظهرت جانباً من حياتك. |
| Arada bir annemle sen konuşsan ölmezsin. | Open Subtitles | لن يقتلك أن تتكلم مع أمي في حين لاخر |
| Para seni öldürmez ama bir ömür boyu yaralayabilir. | Open Subtitles | لن يقتلك المال. لكن يمكن أن يتركك مجروحاً طوال العمر |
| Ben dönene kadar menüleri hazırlamak seni öldürmez ya, Sally. | Open Subtitles | "لن يقتلك الأمر إن قمت بعمل القوائم عندما أرجع، "سالي. |
| Üzgünüm Yüzbaşı, bu seni öldürmez ama gıdıklamaz da. | Open Subtitles | آسف ياكابتن هذا لن يقتلك ولكنه لن يكون بمثابة مداعبة ايضاً |
| Akıbetinden kaçmaya kalkarsan... ateş ederim ve bu seni öldürmez. | Open Subtitles | أي جهود لتجنب مصير الخاصة بك، أنا وضعت رصاصة في لك، وانها لن يقتلك. |
| Üzgünüm Yüzbaşı, bu seni öldürmez ama gıdıklamaz da. | Open Subtitles | آسف ياكابتن هذا لن يقتلك ولكنه لن يكون بمثابة مداعبة ايضاً |
| Sen de biliyorsun ki, sadece bir çatlakla itibarın sarsılmaz. Bu seni öldürmez. | Open Subtitles | جرب أن تكون مهذباً لمرة لن يقتلك ذلك |
| Sonuçlar elimizde, bu bok Seni öldürmeyecek. | Open Subtitles | لدينا النتائج بأن هذا المهدئ لن يقتلك |
| Eger yaptigimizi ögrenirse Ghost Seni öldürmeyecek. | Open Subtitles | جوست لن يقتلك إذا اكتشف ما بيننا |
| Eğer yaptığımızı öğrenirse Ghost Seni öldürmeyecek. | Open Subtitles | جوست لن يقتلك إذا اكتشف ما بيننا |
| Hadi ama, söyleyebilirsin, öldürmez seni. | Open Subtitles | هيا، يمكنك قول ذلك ، انه لن يقتلك. |
| Bugünlerde Biraz Deniz mahsülü sizi öldürmez. | Open Subtitles | فقط الأنواع من المأكولات البحرية لن يقتلك هذه الأيام |