Onun omurgası zarar görmeden sizin tarafınızdan yakalanması için yeterince güçlü değil. | TED | العمود الفقري ليس قوياً لكي تلتقطها من دون احداث ضرر |
Bu, silahlarla değil, inançla yapılan bir savaş... ve senin inancın yeteri kadar güçlü değil. | Open Subtitles | إنها معركة إيمان .. وإيمانك ليس قوياً بما يكفي |
Zavallı beyaz çocuk çok güçlü değil. | Open Subtitles | الفتى الأبيض المثير للشفقة ليس قوياً للغاية. |
Yeni perçinledim. Çok da sağlam değil. | Open Subtitles | لقد رقّعت التـابوت فقط إنـه ليس قوياً بشكل كـاف |
Sahte kalıp asıl üretimi yapacak kadar sağlam değil, yani muhtemelen kırılır. | Open Subtitles | القالب الزائف ليس قوياً بما يكفي للقيام بدورة فعلية، لذلك سينكسر على الأرجح. |
Bu sadece lidocaine. Yeterince kuvvetli değil. | Open Subtitles | هذا ليدوكائين ، وهو ليس قوياً كفاية |
John bunu atlatabilecek kadar güçlü değil. | Open Subtitles | ان جون ليس قوياً كفاية ليتحمل هذا |
O kadar da güçlü değil. Öyle olsa çoktan ölmüştün. | Open Subtitles | إنه ليس قوياً كفاية لكنت ميت الأن |
Çok güçlü değil, ama çabuk öğreniyor. | Open Subtitles | , ليس قوياً الآن لكنهُ سريع التعلّم |
Ama düşündüğü kadar güçlü değil. | Open Subtitles | ولكنه ليس قوياً كما يعتقد نفسه |
Belki de tanrınız sandığınız kadar güçlü değil. | Open Subtitles | ربما إلهكِ ليس قوياً كما تظنين |
Bedenin bıçağın gücünü alacak kadar güçlü değil. | Open Subtitles | جسدك ليس قوياً بما فيه الكفاية "ليستوعب قوة "النصل |
Sihrin ölüyü uyandıracak kadar güçlü değil. | Open Subtitles | سحرك ليس قوياً بما يكفي لإحياء الموتى. |
Belirsiz Bir aileye verilmek için yeterince güçlü değil henüz. | Open Subtitles | ليس قوياً بعد بما يكفي لتتبناه عائلة |
Vakuma dayanacak kadar güçlü değil, güven bana. | Open Subtitles | ليس قوياً كفاية للعمل في الفضاء، ثقي بي |
Kalıplar henüz betonu tutacak kadar sağlam değil. | Open Subtitles | السطح ليس قوياً كفايه لحمل الخرسانة. |
Bu tekne gerektiği kadar sağlam değil William Blake. | Open Subtitles | هذا القارب ليس قوياً بما يكفي يا (وليام بليك) |
Bu tekne gerektiği kadar sağlam değil William Blake. | Open Subtitles | هذا القارب ليس قوياً بما يكفي يا (وليام بليك) |
Yani o kadar kuvvetli değil. | Open Subtitles | هذا يعني أنه ليس قوياً |
O kadar da sert değilmiş. Ufak bir maymuncuk yakaladık. | Open Subtitles | إنه ليس قوياً للغاية كن مطيعاً، أيها القرد الصغير |
İyi haber, radyo iletişimi çok güçlü değildi. | Open Subtitles | الخبر الجيد هو الإرسال في المذياع ليس قوياً جداً |