| Bir keresinde vefat eden yakınını görmek için yaşlı bir adam geldi... ve bu merdivenlerden düştü. | Open Subtitles | ذات مرة جاء رجل عجوز الى هنا ليشاهد عزيزة الفقيد.. |
| Eyaletin her tarafından izleyiciler, Disney'in pop yıldızlarını görmek için sabırsızlanıyorlar. | Open Subtitles | كل شخص حول البلد منسق ليشاهد آخر نجوم البوب الصغار . |
| Belkide sadece gerçek yarışcıların nasıl yarışıtığını görmek için gelmiştir. | Open Subtitles | ربما جاء ليشاهد كيف يقود المتسابق الحقيقي |
| Babam kızının bayılmasını izlemek için o törene 5.000 papel verdi. | Open Subtitles | أنفق والدى 5 ألاف دولار ليشاهد أبنته وهى تفقد الوعى. |
| Saati kuracak, uzaklaşacak, sonra da izlemek için... motosikletiyle köprüye gidecek. | Open Subtitles | يضبط الوقت، ويرحل مرتجلا ويركب دراجته الى جسر مدينة كارسون سيتى ليشاهد |
| Yalnız bırakılır bebek evde | Open Subtitles | ليشاهد المنزل |
| Yalnız bırakılır bebek evde | Open Subtitles | ليشاهد المنزل |
| Dostumuz "Bulmaca" iğrenç oyunlarını seyretmeyi seviyor. | Open Subtitles | يبدو أن قاتل الألغاز قد جلس هنا ليشاهد لعبته المريضة |
| Sonra da cesetlerin bulunduğu "soyunma odasını" kendi görmek için dışarı çıktı. | Open Subtitles | وغادر... الى غرفة الملابس ليشاهد بنفسه الى الجثث |
| Her gün, ne yapacağını görmek için sabırsızlanıyor. | Open Subtitles | كل يوم يمكنه الصبر ليشاهد ما ستفعلينه |
| Benim çalışmalarımı görmek için geliyor. | Open Subtitles | انه قادم ليشاهد بعض رسماتي |
| Arkadaşım Jess'in şey çalışını görmek için almış. | Open Subtitles | لا لم افعل! اخذه ليشاهد صور صديقتي "جيس" بينما هو يلعب مع ... |
| Hem film izlemek için para ödeyip hem de neden konuşup dururlar bilmem ki. | Open Subtitles | أنا لا أحب أن يذهب شخص ليشاهد فيلماً ويتحدث طوال الفيلم |
| Mike 19 Ocak'ta, 49ers'ın maçını babasıyla izlemek için arabayla Petalume'dan San Francisco'ya gidiyordu. | TED | كان مايك يقود سيارته من بيتالوما باتجاه سان فرانسيسكو ليشاهد مباراة فريق سان فرانسيسكو 49 مع والده في 19 من يناير . |
| İzlemek için yakın duracak. | Open Subtitles | سوف يرغب بأن يكون قريبا ليشاهد |
| İğrenç oyunlarını seyretmeyi seviyor. | Open Subtitles | يبدو أنه جهز مكانا ليشاهد ألعابه المريضة |
| Bu arada mekânı yakıp durup seyretmeyi seven bir adam. | Open Subtitles | بالمناسبه ، أنه من واحد من تلك الرجال ، الذي يحب أن يضئ ثم يذهب ليشاهد. |