| "Ne yapıyorsun" diye sorduğumda ertesi günü ya da ondan sonraki gün öldüğümü haber vermek için birinin geleceğini söyledi ve... | Open Subtitles | فقال أن اليوم التالي أو اليوم الذي بعده سيأتي شخص ليقول أنه ميت |
| Akşam yemeği için gelmeyi umuyordu ama telefonda geç kalacağını söyledi. | Open Subtitles | كان يأمل أن يكون هنا لتناول العشاء ولكنه إتصل ليقول أنه سيتأخر قليلاً |
| Ayrıca dün sabah arayıp ofise hiç gelmeyeceğini söyledi. | Open Subtitles | والبارحة صباحاً، اتصل ليقول أنه لن يأتِ أبداً |
| Arayıp birkaç dakika gecikeceğini söyledi. | Open Subtitles | لقد اتصل ليقول أنه سيتأخر قليلا. ها هم. |
| ...seni sevdiğini söyleyecek cesareti toplamaya çalıştığını söyledi. | Open Subtitles | قال بأنه يستجمع شجاعته ليقول أنه يحبك |
| Ve sonra çiçekçi aradı hiç lale olmayacağını söyledi. | Open Subtitles | ثم اتصل بائع الأزهار ليقول ( أنه لم يعد لديه ( تيوليب |
| - Durumunun iyi olduğunu söyledi sadece. | Open Subtitles | فقط ليقول أنه بخير |
| - Bay Selfridge telefon edip bu akşam gelemeyeceğini söyledi. | Open Subtitles | السيد(سلفريدج) اتصل ليقول أنه لن يكون هنا هذا المساء |