Söylemeye çalıştığım şey iki tür zihniyet vardır. | TED | وهذا ما أحاول أن أشرحه أنه رأيين لحياتين مختلفتين. |
Fakat söylemeye çalıştığım şey telefon ya da kamera olsun her zaman ortalıkta olmasına gerek yok. | TED | لكن ما أحاول أن أريكم إياه هو أن الهاتف أو الكاميرا لا يجب أن يبقى بالخارج طوال الوقت. |
Şöylemeye çalıştığım şey; bazı hatalar yaptım. | Open Subtitles | ما أحاول أن أقوله هنا هو أني ارتكبت أخطاء |
Biliyorum, Ben de sana bunu söylemeye çalışıyorum. | Open Subtitles | أنا أعلم, وهذا ما أحاول أن أقوله لك. |
Söylemek istediğim şey eğer Amerika'da sevişemiyorsanız hiçbir yerde sevişemezsiniz. | Open Subtitles | ما أحاول أن أقوله هو أن إذا لم تتمكن من الحصول على وضع في أمريكا، لا يمكنك الحصول على وضع أي مكان |
Sana anlatmaya çalıştığım şu tarafa bakman | Open Subtitles | ما أحاول أن أقول لك هو أن تنظري الى هناك |
...söylemeye çalıştığım şey bunun tamamen senin suçun olmadığını anlıyorum. | Open Subtitles | ما أحاول أن أقوله هو أنني أفهم أن هذا كله ليس خطؤك |
Sanırım söylemeye çalıştığım şey seni seviyorum ve dışarılarda bir yerde, baştan başlamak zorunda olmadığıma bu sahip olduğumuzu aramak zorunda kalmadığıma çok seviniyorum. | Open Subtitles | اعتقد ما أحاول أن أقوله هو أنني أحبكـ وأنا سعيدة جدا بأنني لست هناكـ ، والاضطرار إلى البدء من جديد |
Demeye çalıştığım şey hayatın kolay kazanılabilir olduğunu sanma. | Open Subtitles | ما أحاول أن أقوله هو لا تعتقد أن الحياة هي أشياء لديك، لأنه ليس كذلك |
Çöpçü olduk resmen. Engellemeye çalıştığım şey buydu. | Open Subtitles | نحن جوهرياً أصبحنا رجال نفايات وهذا ما أحاول أن أتجنبه. |
Bakın, kulağınızı iyi açın, size söylemeye çalıştığım şey şu: | Open Subtitles | هذا هو ما أحاول أن أخبرك به إن كنت تود سماعي |
Sanırım anlatmaya çalıştığım şey her zaman yalnız olmak zorunda olmadığın. | Open Subtitles | أظن ما أحاول أن أصل إليه هو لايجب عليكِ أن تكوني وحيدةً دوماً |
Söylemeye çalıştığım şey, dondurmayı aldın mı? Anlarsın ya? | Open Subtitles | ما أحاول أن أقوله هو، هل حصلت على البوظة؟ |
Unutma, burada yapmaya çalıştığım şey eleştirel düşünmeni geliştirmek. | Open Subtitles | تذكري أن ما أحاول أن أجعلكِ تفعليه هو حقا... أن تقوي من تفكيرك النقدي |
Söylemeye çalıştığım şey, eğer ilgiliysen görüşmeye açığım. | Open Subtitles | ما أحاول أن أقوله، أنا مفتوح... للمحادثة إذا أنت تريد. |
Söylemeye çalıştığım şey beni ne kadar çileden çıkarsan da inanılmaz biri olduğunu düşünüyorum. | Open Subtitles | .. ما أحاول أن أقوله هو ... بمقدار ما تفعليه لتقودينى للجنون أعتقد أيضاً بأنك جميلة ورائعة |
Galiba sormaya çalıştığım şey... | Open Subtitles | أعتقد أن ما أحاول أن أسأله هو.. |
Biliyorum, Ben de sana bunu söylemeye çalışıyorum. | Open Subtitles | أنا أعلم, وهذا ما أحاول أن أقوله لك. |
Ben de sana öyle almaya çalışıyorum. | Open Subtitles | هذا ما أحاول أن أوصله إليك. |
Burada yapmaya çalıştığım, sizlere göstermek istediğim şey, bakışınızı nispeten başka yöne kaydırmak, bir an için, yalnızca bir an için, kendinize şunu sormanız gerek, bazıları neden yürümek zorunda? | TED | ما أحاول فعله، ما أحاول أن أريكم إياه، هو كيف تحولون نظركم قليلا فقط، فقط للحظة، فقط للحظة، لتسألوا أنفسكم سؤالًا، لماذا يتوجب على البعض المشي؟ |
Sana söylemek istediğim tek şey senden hoşlandığım. Olmasını istediğim şey de bu. | Open Subtitles | كل ما أحاول أن أقوله هو أن أعطي لكم حب. |
Sana göstermeye çalıştığım şu, doktorun hatalı. | Open Subtitles | حسناً. ما أحاول أن أريك إيّاه هو أنّ طبيبك مخطئ. |
Demeye çalıştığım, şu kağıtları çevirdiğimizde per çıkarsa senin canına okuyacağım. | Open Subtitles | .... ما أحاول أن أقوله هو إذا قلبنا هذه الكروت و وجدنا أن لديه ورقتان متاشابهتان |