| Dedemin istediği bir şey varsa o da seni babam dışında biriyle görmektir. | Open Subtitles | كل ما أراده جدي هو أن يراكِ مع رجل أخر بالإضافة إلى أبي |
| Yani bütün istediği, bebeği senden başka kimsenin yetiştirmemesiydi değil mi? | Open Subtitles | أعني، كل ما أراده هو ألَّا يربي الطفل شخصاً آخر، صحيح؟ |
| Gelmiş geçmiş en güzel yeni yıl herkesin istediği buydu. | Open Subtitles | .. أفضل عيد ميلاد على الإطلاق هذا ما أراده الجميع |
| Angelika, babanın istediğini yap ve hemen git. | Open Subtitles | أنجيليكا، افعلي ما أراده والدك اتركي القرية الآن |
| Angelika, babanın istediğini yap. Köyü hemen terket. | Open Subtitles | أنجيليكا، افعلي ما أراده والدك اتركي القرية الآن |
| Sadece seninle vakit geçirmek istemiş Tek ihtiyaç duyduğu buydu | Open Subtitles | أراد أن يقضي الوقت معكِ ليس إلا هذا كل ما أراده |
| - Söylenme Marie, baban bunu isterdi | Open Subtitles | لا تضخمي الأمور يا ماري هذا بالضبط ما أراده والدك |
| Belgeleri parçaladığını söyledin çünkü patronun ölümünden sonra bunu yapmanı istemişti. | Open Subtitles | قلتِ أنّكِ كنتِ تمزقين الملفات لأنّ ذلك .ما أراده رئيسكِ في حالة وفاته |
| Yani hiç bir şansı yoktu. Biri onun ölmesini istiyordu | Open Subtitles | إذاَ لم تكن له أي فرصة شخص ما أراده ميتاَ |
| Tek istediği bana sakso çekmek ve ağzına boşalmamı sağlamaktı. | Open Subtitles | كل ما أراده هو مص قضيبي وأن أقذف داخل فمه |
| Ama yapmak istediği tek şey, bu yer hakkında sorular sormaktı. | Open Subtitles | لكن كلّ ما أراده أن يسألني بضعة أسئلة حول هذا المكان |
| Yapmak istediği şey Hollanda'da olabilecek bir hayali şehir oluşturmaktı. | TED | وكان ما أراده هو بناء مدينة خيالية يمكنُ أن تكون في هولندا. |
| İstediği tek şey, halkının sömürgeden kurtulması, tıpkı 1940'lardaki Mahatma Gandhi gibi. | TED | كل ما أراده هو أن يكون شعبه حرًا من المستعمرة مثل المهاتما غاندي في أربعينيات القرن العشرين. |
| İnsanların istediği bir şey de bir patlama, karaktere uygulanacak güçlü bir etki ve karakterin buna havada tepki vermesi. | TED | ما أراده الناس من سلوك هو أن يحدث للانفجار ، قوة كبيرة تطبق على الشخص ، و الحصول على ردة فعل الشخص عليها في الجو. |
| Bakın, Brian'ın tek istediği bize gösterdiği saygıyı görmekti. | Open Subtitles | انظروا .. كل ما أراده براين منا هو نفس الاحترام الذي يكنه لنا |
| Sanırım istediği her şeyi mahvetmekti. | Open Subtitles | هذا كل ما أراده كما أعتقد أن يضاجعني ققط |
| Tek istediği para olsaydı, ikimizi de öldürürdü. | Open Subtitles | لو أن كل ما أراده المال,لكان كلينا ميتين |
| Nasıl olur... Tek istediği Çukur'da olmaktı. | Open Subtitles | و لكن هذا هو كل ما أراده يريد أن يكون في هذا |
| Yapmak istediğini yaptı söylemek istediğini söyledi sonunda da size izinlerinizi sağladı. | Open Subtitles | فعل ما رغِبَ به و قال ما أراده و في النهاية ، أجاد عمله |
| Birilerinin onun ölmesini istediğini söylüyorum size. Sonra da ölüveriyor. | Open Subtitles | إنّي أخبركِ أنّ الرجل قال أنّ شخصاً ما أراده ميتاً، ومن ثمّ ينتهي به المطاف ميتاً. |
| Onu birinin öldürmek istediğini düşünmesine de... | Open Subtitles | ولا عجب أنّه إعتقد أنّ شخصاً ما أراده ميتاً. شخص أراده ميتاً بالفعل. |
| O düşen adam, son şansını Sally'e aşkını söylemek için kullanmak istemiş. | Open Subtitles | هذاالرجلسقط, كل ما أراده هي فرصة أخيرة ليخبرها بمشاعره حيالها |
| Diğerleri sevenleri ne isterdi, onu yapar. | Open Subtitles | والبعض يفعلون ما أراده أحبّائهم. |
| - Babam böyle olsun istemişti. | Open Subtitles | هذا ما أراده والدنا - ليس هذا ما أردته - |
| - Sadece konuşmak istiyordu. | Open Subtitles | حسناً، كل ما أراده هو أيضاً، كان الحديث. |