| Anlamadığım şey, hep istediğin şey, ikimizin birlikte olmasıydı, ve burada şu anda sana resmen yalvarıyorum, ve sen birden ilgilenmemeye başlıyorsun. | Open Subtitles | الذي لا أفهمه هو أن كل ما أردتيه أن نكون معاً و الآن أن واقفٌ هنا عملياً أتوسلُ أليكِ |
| Hayır, bu senin istediğin şey. Bu işe ben sürüklendim. | Open Subtitles | لا , هذا ما أردتيه انتِ ,اما انا فتم جَرّي لهذا الأمر |
| Hep benimle olmasını istediğin şey. | Open Subtitles | ذلك ما أردتيه دائما معي |
| İstediğinin bu olduğunu sanıyordum, böylece Paris'e gitme masraflarını karşılayabileceksin. | Open Subtitles | لقد اعتقدت أن هذا ما أردتيه (ليمكنك تحمل مصاريف السفر إلى (باريس |
| İstediğinin bu olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | اعتقدت أن هذا ما أردتيه. |
| - İstediğin evi tanımlamıştın. | Open Subtitles | قمتى بوصف المنزل الذى دائماً ما أردتيه |
| Bu 16 yaşından beri sürekli istediğin şeydi. | Open Subtitles | ذلك ما أردتيه دائما منذ كان عمرك 16 سنة |
| Pekâlâ, işte istediğini aldın. Öldü. | Open Subtitles | حسنًا ها أنتِ ذا ما أردتيه وهو مات |
| İşte istediğin şey, çok uzaklara gitmek. | Open Subtitles | ما أردتيه بالضبط، بعيدًا جدًا |
| İşte bahsettiğin şey bu, istediğin şey bu! | Open Subtitles | هذه ما تحدّثتي عنه ، هذا ما أردتيه! |
| Bak Rachel, bunun istediğin şey olmadığını biliyorum. | Open Subtitles | رايتشل) أعلم بأن ذلك ليس ما أردتيه) |
| İstediğin şey buydu. | Open Subtitles | هذا ما أردتيه |
| İstediğin şey bu. | Open Subtitles | هذا ما أردتيه. |
| İstediğinin bu olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | إعتقدتُ أنَّ هذا ما أردتيه |
| - İstediğin bu değil miydi? | Open Subtitles | أليـس هـذا ما أردتيه |
| Çocukluğundan beri istediğin şeydi. | Open Subtitles | هذا ما أردتيه منذ أن كنت طفلة |
| Pekâlâ, işte istediğini aldın. Öldü. | Open Subtitles | حسنًا ها أنتِ ذا ما أردتيه وهو مات |