| İlk kez senin evine doğum günü hediyeni getirdiğim zaman hissettim. | Open Subtitles | أول ما شعرت به عندما وضعت هدية عيد ميلاد في منزلك |
| Ceplerim boş olmasına rağmen içimde, her zaman dövüş patronu gibi hissettim. | Open Subtitles | داخلي، دائماً ما شعرت بأنني مبّذر بالرغم من أن جيوبي كانت فارغة |
| Benim durumumda ise, sizi yetiştirdiğim yıllar boyunca içimden böyle hissettim. | Open Subtitles | .. في حالتي هذا ما شعرت به خلال سنوات تربيتي لك |
| Portreyi tasarlayıp organize ettiğimde hissettiğim tam da buydu. | TED | هذا ما شعرت به عندما صممت ونظمت هذا البورتريه. |
| Hernasılsa elinden gelenin en iyisini yapmadığını hissetmiştim. | Open Subtitles | بطريقة ما شعرت انّه لم يكن يعطي افضل ما لديه |
| o sınıfta bulunduğunuz için mutlu olurdunuz, ben de böyle hissediyordum. Ama orada bulduğum şey, bazıları şu an bunu yaşıyor, | TED | سوف تكون سعيدا لمجرد وجودك في ذلك الفصل,وهو ما شعرت به. لكن ما وجدته هناك أنه بينما يعض الناس يعيشون ذلك |
| Jolinar'ın senin için hissettiklerini... ..kavrayıp sindirebilecek yeteneğe sahip olduğumu sanmıyorum. | Open Subtitles | ما شعرت به جولنار تجاهك لا أعتقد حتى أنه يمكننى إستيعابه |
| Bu uçuşu benim yapmamı önerdiklerinde neler hissettiğimi size anlatamam | Open Subtitles | ليس مضطراً ان اقول لكم ما شعرت به عندما اقترحَ انه يَجِب أَن اقوم بهذا الطيرانِ الأول في التاريخ |
| Ama o uçaktayken, ben senin hissettiklerini hissettim. | Open Subtitles | في تلك اللحظة على الطائرة شعرت ما شعرت أنت به |
| Paige, sadece l gördüklerini, ama ben hissettim budur. | Open Subtitles | إنه ليس ما رأيته فقط ، بل ما شعرت به أيضاً |
| Polis beni kaçıran kadını asla bulamadı ama her nasılsa ben hep kendimi güvende hissettim | Open Subtitles | لم تعثر الشرطة على المرأة التي اختطفتني لكن بطريقة ما دائماً ما شعرت بالأمان |
| Tüm hayatımı korku içinde geçirebilirdim ama her nasılsa kendimi daima güvende hissettim. | Open Subtitles | كنت لأعيش حياتي في خوف لكن بطريقة ما دائماً ما شعرت بأمان |
| - Garip olan bir şey var. - Kabinde bir çarpma hissettim. | Open Subtitles | ،هناك خطب ما شعرت بنوع من الإصطدام بالقمرة |
| Geçen gün çocuğun biri bana karşı çıktı, ve sanki aramızda bir bağ oluştuğunu hissettim. | Open Subtitles | طفل وقف أمامي في ذلك اليوم و.. نوعاً ما شعرت أني متصلٌ به |
| Bu evde, sen uyurken köşelerde dolaştığını hissettiğim şey buydu. | Open Subtitles | هذا ما شعرت به فى هذا البيت التسلل فى الاركان حين كنت نائما |
| Ambulansta kalbim durduğunda tek hissettiğim soğuk ve karanlıktı. | Open Subtitles | عندما توقف قلبي في سيارة الاسعاف كل ما شعرت به هو البرد و الظلام |
| Onda ters bir şeyler olduğunu hissetmiştim. | Open Subtitles | دائماً ما شعرت بداخلي أن ثمة خطب ما به. |
| Çünkü ben annende bunları hissetmiştim. | Open Subtitles | لأن هذا هو ما شعرت به تجاه أمك |
| O anda ilk defa kendimi birine bu kadar yakın hissediyordum. | Open Subtitles | أنا ما شعرت بأنى قريب من أي أحد كما شعرت إليه في تلك اللحظة |
| En azından beni kullandığı sıralarda ben böyle hissediyordum. | Open Subtitles | على الأقل، هذا ما شعرت به في ذلك الوقت. ثم أدركت أنه كان يستغلني. |
| Tatlım, hissettiklerini hiçbir zaman dikkat dağıtıcı olarak görmemelisin. | Open Subtitles | عزيزي، لا يجب عليك أن تعتبر أن ما شعرت به كان تشتيتاً للتفكير |
| İlk karşılaştığımız günden beri neler hissettiğimi. | Open Subtitles | ما شعرت به منذ أول يوم التقيت بك فيه |
| O an neler hissettiğimi tarif etmek zor. | Open Subtitles | من الصعب أن أصف ما شعرت به حينها |