| Bir şekilde, ilk lafı senin söyleceğini biliyordum. | Open Subtitles | بطريقة ما علمت أن هذه ستكون أول كلمة تخرج من فمك |
| Eğer bırakmış olsaydık bir gün birbirimizi kaybedeceğimizi biliyordum. | Open Subtitles | دومًا ما علمت أننا إن لم نستقيل، فسيفقد أحدنا الأخر يومًا ما |
| Tanrı'nın onu ayrı kıldığını her zaman biliyordum. | Open Subtitles | دائماً ما علمت أن الرب أعده. |
| Evime dönmeye karar verdiğimde bu bakış açıma nasıl son vereceğimi bilmiyordum. | Open Subtitles | حين قررت العودة لبيتي، ما علمت كيفيّة إبطال هذه السمة فيّ. |
| Neredeyse boş bir şekilde ortaya çıkana kadar bu diyarda olduğunu bile bilmiyordum. | Open Subtitles | ما علمت بوجوده في هذه البلاد حتّى ظهر شبه فارغ |
| - Bu adamın senin için doğru adam olmadığını biliyordum, Stephanie. | Open Subtitles | -دومًا ما علمت بأن هذا الرجل ليس بمستواكِ يا (ستيفاني ) والآن لديّ دليل. |
| Farklı olduğunu başından beri biliyordum. | Open Subtitles | دوماً ما علمت أنك مختلف |
| Birbirimize benzediğimizi biliyordum. | Open Subtitles | دائماً ما علمت أننا متشابهين |
| Ögretmenleri ile toplanti vardi ve Paul tarihi degistirmek istedi çünkü bir seyin yanlis oldugunu biliyordum. | Open Subtitles | كان هنالك إجتماع مع أساتذته و رغب (بول) بتغيير الموعد لأنه... علمت أن هنالك أمرٌ ما علمت بذلك |
| Bundan işte. Ben hiçbir zaman nereye gideceğimi bilmiyordum. | Open Subtitles | هذا بيت القصيد، ما علمت وجهتي يومًا. |
| Ekonomistlerin haberlere çıktığını bile bilmiyordum. | Open Subtitles | ما علمت ان الاقتصاديون يدخلون الجريدة |
| Mary bana söyleyene kadar ben de bilmiyordum. | Open Subtitles | كلّا، ما علمت إلّا حين أخبرتني (ماري). |