| Geriye dönüp baktığımda, sahilde dağılmış bir müfrezenin kalıntılarını görüyorum. | Open Subtitles | عندما ترى حطام الوحدات المنكوبة وهو مبعثر على الشاطئ |
| dağılmış çene kemiği çökmüş kafa tası ve kafatası içi kanama sayesinde .....ona ne ile vurulduğunu anlayabiliriz. | Open Subtitles | مع فك سفلي مبعثر وكسور جمجمة مضغوط ونزيف داخل قشرة الدماغ |
| Yanaklar şişmiş rimel dağılmış burun hafifçe kızarmış. | Open Subtitles | وجنتانمنتفخة.. مكياج مبعثر ، أنف محمر قليلاً |
| Gemi enkazı şimdiye 30 km savrulmuştur, çocuklar. | Open Subtitles | الآن، ذلك الحطام مبعثر لأكثر من 20 ميل، يا رجال. |
| Gemi enkazı şimdiye 30 km savrulmuştur, çocuklar. | Open Subtitles | الآن، ذلك الحطام مبعثر لأكثر من 20 ميل، يا رجال. |
| Üzgünüm efendim. Iraklılar, her şeyleriyle koyveriyorlardı. | Open Subtitles | -متأسف سيدي, العراقيون تركوا كل شيء مبعثر |
| Üzgünüm efendim. Iraklılar, her şeyleriyle koyveriyorlardı. | Open Subtitles | -متأسف سيدي, العراقيون تركوا كل شيء مبعثر |
| Daha iyi haberlerle dönmeyi dilerdim General Caius öldü. filosu dağılmış durumda. | Open Subtitles | وأتمنى فقط عودتي جلبت أفضل الأخبار. الجنرال كايوس ميت. أسطوله مبعثر. |
| Dünya'ya dağılmış, dört parçadan oluşan bir silah mı? | Open Subtitles | مسدس من أربع أجزاء مبعثر فيأرجاءالعالم... |
| Jax'in dört eyalete dağılmış bir grupta olmasını istemezsin. | Open Subtitles | لا تريدي " جاكس " في مجلس مبعثر في أربعة ولايات |
| Nevison, daha önce hiç olmadığı kadar dağılmış durumda. | Open Subtitles | نيفيسون... لم اره هكذا من قبل مبعثر ,و... |
| Cildiniz dağılmış durumda. | Open Subtitles | نعم جلدك كلّه مبعثر |
| -Saçın dağılmış. | Open Subtitles | شعرك مبعثر |