| Bak, seninle her şeyi konuşmak istedim çünkü geçtiğimiz birkaç hafta kendimde değildim. | Open Subtitles | انظر، وددت محادثتك عن كلّ شيء، لأنّي بآخر بضعة أسابيع لم أكُن أنا. |
| Charlie, hazır buradayken seninle bazı fikirler hakkında konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | تشارلي بما اننا بالاسفل هنا فقط اردت محادثتك حول افكار |
| Zamanınız olduğunda sizinle konuşabilir miyim? | Open Subtitles | عندما تنهى حديثك ، ايمكننى محادثتك لدقيقة ؟ |
| - Louie. Bir saniye konuşabilir miyiz? - Olmaz. | Open Subtitles | هل أستطيع محادثتك للحظه كلا هذا وقتها المستقطع |
| İsim-takan. Gwen, seninle konuşmam gerek. | Open Subtitles | ــ ناعتة الأسماء ــ انتظري، غوين اسمعي، علي محادثتك |
| Ben Detektif Lange. En yakın zamanda sizinle Konuşmamız lazım. | Open Subtitles | انا المحقق لانجي اريد محادثتك باسرع ما يمكن |
| Haydi, hanımefendi, uyanın! Şerif sizinle konuşmak istiyor. | Open Subtitles | هيا يا اّنسة ، استىقيظى الشريف يود محادثتك |
| - Seninle yalnız konuşmak gerek. - Bir şey söylemeliyim. | Open Subtitles | ــ أريد محادثتك على إنفراد ــ يوجد شىء أريد أن... |
| Hatta senin arkadaşın olduğunu ve seninle konuşmak istediğini söyleyen birisi var. | Open Subtitles | لدي شخص على الهاتف يقول أنه صديق لك ويريد محادثتك |
| Bay Nevelson, sizinle Finn Montgomery hakkında konuşmak istiyoruz. | Open Subtitles | سيد نيفلسن، كنّا نود محادثتك بخصوص فين مونتجري |
| Şimdi gitmem lazım. Seninle konuşmak çok güzeldi. | Open Subtitles | يجب ان اذهب الان ، كان من اللطيف محادثتك |
| Buraya geldim çünkü seninle konuşmak ve bir şey açıklamak istiyorum. | Open Subtitles | قدمت الى هنا لأني كنت اريد محادثتك وشرح امراً لك |
| Babacığım, seninle yalnız konuşabilir miyiz? | Open Subtitles | أبي , هل يمكنني محادثتك علي إنفراد لو سمحت , حسنا |
| Gitmemiz gerek.Hey, seninle bir saniye konuşabilir miyim? | Open Subtitles | .علينا الذهاب مرحبا، هل يمكنني محادثتك قليلاً؟ |
| Elinde hiçbirşey yok. Biraz dışarda konuşabilir miyiz, lütfen? | Open Subtitles | مما يعني أنك لم تحصلي على شيء هل يمكنني محادثتك بالخارج , رجاء |
| Hadi koş. Selam Dennis. Seninle konuşabilir miyim? | Open Subtitles | دينيس هل استطيع محادثتك ؟ فقط ضعيها بكاشف اول اكسيد الكربون |
| Bir şey hakkında konuşabilir miyim? | Open Subtitles | كنتُ أتساءل إن كان بإمكاني محادثتك بإمراً |
| Seninle biraz konuşabilir miyiz sevgili karım? | Open Subtitles | هل بوسعي محادثتك لهنيهة يا زوجتي العزيزة؟ |
| Oh, iyi, hala burdasın. Leonard, seninle konuşmam gerek. | Open Subtitles | جيد أنك مازلت هنا ليونارد, أريد محادثتك |
| Onun hakkında biraz Konuşmamız gerek. | Open Subtitles | اسمعي ، بما انه رجع هناك شيء اود محادثتك فيه |
| Ofis idaresiyle ilgili minik bir problem hakkında ofis idarecisiyle görüşmek istiyordum. | Open Subtitles | كنت أريد محادثتك عن مشكلة تخص المسؤول عن المكتب مشكلة تخص المكتب |
| Bak, ben Athar'la konuşamam, ...ben sadece seninle konuşabilirim, o zaman bir soru sorayım, ya durum tam tersi olsaydı? | Open Subtitles | أنا لا يمكننى محادثة آثار فأنا يمكننى محادثتك فقط لذا دعينى أسألك ماذا لو كان الأمر عكسيا ؟ |
| Sizinle konuşmayı çok istiyor. Onu telefona vereyim mi? | Open Subtitles | انها تود محادثتك , أأضعك معها على الهاتف ؟ |
| Afedersiniz. Sam, ofisimde bir dakika görüşebilir miyiz? | Open Subtitles | عذرآ ، هل أستطيع محادثتك بمكتبي قليلآ ، سام ؟ |
| -Sizi bu akşam beklemiyorduk. -Özür dilerim. Seninle konuşmalıyım. | Open Subtitles | لم نتوقع حضورك هذا المساء - أنا آسف، أريد محادثتك - |
| Ama görüşmeniz biter bitmez FBI'a haber verip Lauren'ı gözaltına aldırmalıyız. | Open Subtitles | ولكن ، عندما تُنهي محادثتك يجب أن نُعلم المباحث الفيدرالية لتقوم بإعتقالها |
| Anlattıklarınızın çok anlaşılır olduğunu söyleyebilir miyim | Open Subtitles | واسمحوا لي أن أقول محادثتك هو سيمبليلي جدا |
| - Sizinle konuşması gerektiğini söylüyor efendim. | Open Subtitles | - إنها تقول أنها بحاجة إلى محادثتك |