| İyice açtığımızda, ortaya bedeni ağır şekilde yanmış küçük bir kız çıktı. | TED | عندما ألزلنا الخرق وجدنا فتاة صغيرة .. كانت محروقة الجسد بصورة بالغة |
| Küllerin içinde yanmış odun parçaları, toz ve çakıl çıktı. | Open Subtitles | الوعاء إحتوى على قطع خشبية محروقة صلب, غبار و حصى |
| Çünkü eğer ulaşmadıysa, hepimiz yanmış tost makinelerine döneriz. | Open Subtitles | دعنا نأمل ذلك ، لأنه إذا لم يحدث فأننا سنصبح مثل أداة تحميص محروقة |
| Kolunda kısmi yanık var. İyileşme sürecinde sürekli pansuman yapılması gerek. | Open Subtitles | ذراعك محروقة جزئيا ، عليك أن تتعلم كيف تضمدها حتى تشفى |
| Üstü yanan adamlar gördüm atların pişmiş etlerini kokladım. | Open Subtitles | رأيت رجالا تشتعل النار في قمصانهم شممت رائحة احصنة محروقة |
| Aniden aynı sapın üstünde solgun, yanmış yedi başak bitti... ve yedi iyi başağı yuttular. | Open Subtitles | فجأة , سبع سنابل آخري صلبة و محروقة تتسلق علي نفس الساق و تبتلع السبع سنابل الناضجة |
| Bakın, bunda köpekbalığı ısırığı var ve bu da yanmış. | Open Subtitles | انظرا هذه عليها قضمة الفتى القرش وهذه محروقة |
| Patates cipsi torbasında, yanmış bir cips gördün mü hiç? | Open Subtitles | لم ترين من قبل قطعه بطاطس محروقة في كيس من البطاطس؟ |
| Aracın içi yanmış kalıntılarla dolu ve bunu tehlikeye atamazlar. | Open Subtitles | لا يزال هناك أجزاء محروقة في داخل السيارة ولا يمكن المساس بها |
| Bir işe yaramaz. Çipleri yanmış. Herhangi bir şey anlayamayız. | Open Subtitles | للاسف , الرقاقة محروقة لن نحصل منها على شيء |
| Bu durumda ciddi derecede yanmış ve tedaviye ihtiyaç duymuş olmalı. | Open Subtitles | حسناً، إذن لكانت محروقة بشكل سيء، ولإحتاجت إلى رعاية شديدة. |
| Anladığım kadarıyla bir oto yedek parça dükkanının arkasında yanmış bir far ampulü bulmuşsunuz. | Open Subtitles | لقد جئت بأقصي سرعة أفهم، أنكم وجدتم لمبة محروقة بالانوار الخلفية |
| Evin yanında bulduğumuz yanmış giysilerden alınan elyafı inceliyoruz. | Open Subtitles | ونقوم بفحص الألياف لملابس محروقة وجدناها مدفونة بجانب المنزل |
| Cesedin biri burada, yanmış. Diğeri de arka odada. | Open Subtitles | جثّة محروقة هنا والثانية في الغرفة المجاورة |
| Biraz daha çabuk karıştır. Hiç kimse yanık tapyokayı sevmez. | Open Subtitles | أضيفي بعض المجهود في تحريك المخفوق لا أحد يريد أن يأكل حلوى محروقة |
| Sahipsiz toprakların ortasındaki yanık bir ağaç gövdesine M harfleri kazıyordu. | Open Subtitles | كان ينحت أم أس على جذع شجرة محروقة يضرب في منتصف الأرض المحايدة |
| Diğer ceset bütün ama kimliği belirlenemeyecek kadar yanık. | Open Subtitles | الجثة الأخرى قطعة واحدة لكنها محروقة بشكل بشع ومن الصعب التعرف عليها |
| Öyleyse burada, sizin şöminenizde yanan kağıttan kalanlarda "Addisland Court" yazması büyük bir tesadüf olsa gerek. | Open Subtitles | اذن فهى من قبيل المصادفة ان نجد هنا بقايا قطعة ورق.. محروقة فى دفايتك ومطبوع عليها حى أديسلاند |
| Dışları yandı ama içleri hala donuk, dengeliler yani. | Open Subtitles | محروقة من الخارج ومجمدة من الداخل ، لذا إنها تسقط للخارج |
| - Crème brûlée et croque monsieur. | Open Subtitles | -كريمة محروقة وخبز محمص |
| Ayrıca yanarak havaya kanser tetikleyici madde salan plastik çöp kanıtları buluyorum. | TED | أيضا وجدت أدلة على قمامة بلاستيكية محروقة والذي يطلق دخانا مسببا للسرطان في الهواء. |
| Krematoryumda Yakılmış ölü bir adamdan geriye kalanları ölçtüğünü söyledi. | Open Subtitles | لقد قال بأنه قام بقياس بقايا بقايا محروقة لرجل ميت |
| Kapanmış. Kullan at telefonmuş. | Open Subtitles | لقد أطفأه كانت شريحة محروقة |