| Bir gemimizin olması destek kuvvetleri gelene kadar içeri girerken ve dışarı çıkarken işleri çok kolaylaştıracak. | Open Subtitles | امتلاكنا لسفينه سوف يجعل الامور اسهل في دخولنا و خروجنا قبل ان تاتي اي مساعدات |
| Görevi süresince savaş ve destek yardımları için çalışmaları ihmal etti. | Open Subtitles | خلال فترة ولايته، أهمل الحرب والجهود المبذولة لتوفير مساعدات الإغاثة. |
| Bu adam bir yıl içinde beş kadın asistan değiştirmiş. | Open Subtitles | هذا الرجل كان لديه 5 مساعدات في سنة واحدة |
| Onun, son 18 ayda üç tane asistanı olduğunu biliyorsun. Hepsi de işi bırakmış. | Open Subtitles | هل تعرفين انه كان ليه 3 مساعدات فى اخر 18 شهر كلا منهم استقالت |
| Teşekkürler. Marshall yardımları çözümün bir parçasıydı. | TED | شكراً جزيلاً لكم. كان تلك مساعدات مارشال. نحتاج لتطبيقها مجدداً. |
| Büyük bir yardım programı kurdunuz. | TED | حسناً، نعم، كان لديك برنامج مساعدات ضخمة. |
| Biz DJ'in asistanlarıyız. | Open Subtitles | "مرحباً , نحن مساعدات "الدي جي |
| Öyle diyorsunuz fakat birçok devlet yardım programı sadece yoksullara destek veriyor. | Open Subtitles | حسنًا، أنت تعتقدين ذلك لكن معظم مساعدات الحكومة تذهب للفقراء. |
| Onlar israil'e destek sağlıyorlar ve içinde bulunduğumuz durumda, düşmanımıza destek olanları da düşmanımız olarak kabul ediyoruz. | Open Subtitles | ويعطون مساعدات لإسرائيل وفي هذا الوضع نحن نعتبر من يساعد عدونا هو أيضاً عدو لنا |
| "Torpillendik. Acil destek talep ediyoruz." Hepsi bu. | Open Subtitles | تم إصابتنا بطوربيد " " نطلب مساعدات عاجله |
| Bu mağazanın gördüğü en iyi baş asistan olacağım. | Open Subtitles | سأكون أفضل كبيرة مساعدات قد شهدها هذا المتجر. |
| Aslında hepimiz asistan editörüz. | Open Subtitles | في الحقيقة كلنا محررات مساعدات هنا |
| Üzgünüm, ama rap yapımcılarının asistanı olmaz kaltağı olur. | Open Subtitles | .عاهرة ! عفــواً؟ آسف, منتجين الراب ليس لديهم مساعدات لديهم عاهرات |
| Bayan Mardle'ın baş asistanı Bayan Hawkins olacak. | Open Subtitles | أن تكون الآنسة (هوكينز) كبيرة مساعدات الآنسة (ماردل). |
| Mayan Mardle'ın yeni asistanı Bayan Hawkins oldu. | Open Subtitles | الآنسة (هوكينز) ستصبح كبيرة مساعدات الآنسة (ماردل). |
| Evet ama yardımları her zaman hem çok az hem de çok geç oluyor. | Open Subtitles | أجل، ولكنها مساعدات صغيرة، تستغرق وقتاً كبيراً جداً |
| Sonra ABD'ye gidecekler, bir yardım planı sayesinde. | Open Subtitles | ثم سيذهبون إلى الولايات المتحدة ، من خلال خطة مساعدات اللاجئين. |
| Biz DJ'in asistanlarıyız. | Open Subtitles | "مرحباً , نحن مساعدات "الدي جي |
| İki yıl önce, şöyle bir karar verdik; hadi açlıkla savaş modelini değiştirelim ve yemek yardımı vermek yerine, onu gıda bankalarına koyalım. | TED | ولكن قبل سنتين، قررنا، لنغير النموذج المستخدم لمحاربة المجاعة، وبدلاً من إعطاء مساعدات طعام، لنضعه في بنوك الغذاء. |
| Şimdi tabi ki de modern sektör... ...birçok kalkınma yardımı ve kaynağının gittiği yer. | TED | الآن فان القطاع الحديث ، بطبيعة الحال ، هو الذي يستقطب الكثير من مساعدات التنمية وموارد دخل. |
| Uluslararası toplum büyük bir insani yardım kampanyası ile yanıt verdi ve yüzbinlerce hayat kurtuldu. | TED | كانت إستجابة المجتمع الدولي هي مساعدات إنسانية ضخمة، وتم إنقاذ مئات الآلاف أكثر من الأرواح. |