| Neden denk bir sav, doğa için de ortaya konamasın? | TED | لماذا لايمكن تقديم قضية مساوية للحفاظ على الطبيعة؟ |
| Bunu yaparken de ona denk dayanma gücü kaybediyorsun. | Open Subtitles | و أنت تفقدين كمية مساوية من الطاقة على ذلك المنوال |
| Bunun tek yolu da seninle denk olabilmekti. | Open Subtitles | الطريقة الوحيدة هو أن أصبح مساوية في المرتبة معك |
| Pasif mücadelenin sokak protestolarına eşit olduğu fikri gerçek bir problem. | TED | تعد فكرة أن النضال السلمي مساوية للاحتجاج في الشارع مشكلةً حقيقيةً. |
| Lakin onlar bana.. ...eşit değerde bir rehine vermeden seni onlara vermeyeceğim. | Open Subtitles | ولكنّي لن أسلمكَ لهم قبل أن يسلموا لي رهينة ذي قيمة مساوية. |
| Bu akşamdan sonra sen benim dengim bile olmayacaksın. | Open Subtitles | من الان فصاعداً أنا أكثر من مساوية لك |
| Her açıdan benim dengim. | Open Subtitles | إنها مساوية لي من كل النواحي |
| Einstein ve Newton'ın zamanları arasında onlara denk bir başka deha daha yaşadı. | Open Subtitles | لقد كان هناك عبقريٌ آخر تواجد في العصر ما بين (أينشتاين) و(نيوتن) وقد كان له مكانة مساوية لهما |
| Bin kişinin canını alsam yine de Sura'nınkine denk olmaz. | Open Subtitles | حياة الآلاف ليست مساوية لحياة (سورا) |
| Ve ne oldu? Olan şey şu: Çin büyüyor ve artık o derece eşit değil, | TED | وماذا حدث؟ ما حدث هو كالتالي: الصين في تنامي، لم تعد مساوية للولايات المتحدة |
| Kendisini erkeklerle eşit gören her kadın küstahtır. | Open Subtitles | أى أمرأة تتحلى بعجرفة مطلقة لتعتبر نفسها مساوية للرجل |
| Şehre gidip bankayı vuran her adam eşit pay alacak. | Open Subtitles | أى رجل يصل إلى البلدة ويسرق البنك , لة نسبة مساوية |
| Esir kampındaki iki yıl, dört yıllık evliliğe aşağı yukarı eşit sayılır. | Open Subtitles | تلك السنتانِ في معسكرِ السجنِ تقريباً مساوية لأربع سَنَواتِ مِنْ الزواجِ. |
| Kocam ve ben her zaman Zencilere eşit haklar tanınması gerektiğine inandık... ve N.A.A.C.P destekledik. | Open Subtitles | أنا وزجي لطالما آمنا بمنح الزنوج حقوق مساوية |