| Fakat bu evlerin çoğu yerleşim yerlerinde. | TED | ولكن أغلبية تلك المنازل تقع في مستوطنات |
| Roma İmparatorluğu güneye doğru gelişirken, İskandinavların küçük yerleşim yerleri vardı fakat merkezi hükûmetleri ve sikkeleri yoktu. | TED | بينما كانت الإمبراطورية الرّومانية تتوسع جنوباً، كان للفايكينغ مستوطنات صغيرة، لا وجود لحكومة مركزية ولا عملة. |
| Mavi olarak gördükleriniz gayri resmi yerleşim yerleri. | TED | وكل ما ترونه باللون الأزرق حوله عبارة عن مستوطنات كبيرة غير رسمية. |
| Paris'in banliyölerinde, geçici yerleşimlerde yaşayan insanların hayatları ötekileştirilmiş ve unutulmakta. | TED | يعتبر مصير الذين يعيشون في مستوطنات مؤقتة على مشارف باريس خفيّ ويتلاشى عن الأنظار. |
| Her yediden biri plansız yerleşimlerde yaşıyor. | TED | شخص واحد من كل سبعة يعيش في مستوطنات عشوائية. |
| Civarda başka yerleşim merkezlerinin de olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | أنت تقول أنه كانت هناك مستوطنات أخرى بالجوار |
| Göktaşının kaynaklarını kullanarak uzayda yerleşim yerleri inşa edebiliriz. | Open Subtitles | قد نستخدم مصارد الكويكب لبناء مستوطنات في الفضاء الخارجي |
| Şimdi de Batı rafında sizin olduğunu iddia ettiğiniz yerleşim yeriniz var. | Open Subtitles | أنت حتى لديك مستوطنات على الرف الغربي الذي تدّعي أنّه ملكك. |
| Görevimin bir parçası da karşılıklı alışveriş yapacağımız başka yerleşim alanları bulmak. | Open Subtitles | جزء من مهمّتي هو البحث عن مستوطنات أخرى للمقايضة معها. |
| Sayımız arttıkça çitin ardında yeni yerleşim alanları kurabiliriz. | Open Subtitles | وكلما زاد عددنا سنتمكن من بناء مستوطنات جديدة خلف السياج |
| "Başka yerleşim alanları arıyorum" dedin. | Open Subtitles | لحظة، تبحث عن مستوطنات أخرى. |
| Örneğin, Odisha'da Başbakan Patnaik, aynı tasarıyı duyurdu: yerleşim yerlerinde yaşayan herkes, toprak üzerinde hak sahibi olacak. | TED | مثلًا، في ولاية (أوديشا) أعلن رئيس الوزراء السيد (باتنايك) عن المشروع ذاته: أن كل من يعيشون في مستوطنات سيكون لهم حق البقاء على أراضيها |
| Bütün Mormon yerleşim bölgelerinden dışlanmışlar. | Open Subtitles | لقد طُردوا من جميع مستوطنات (مورمون) |