| Çakmağına uzanmış, onu vurmuşlar. Üzerinde silahı bile yokmuş. | Open Subtitles | أراد إخراج ولاّعته فأردوه قتيلاً، بل إنّه لم يكن يحمل مسدّساً |
| Onunla son karşılaştığında, kafasına silahı dayadın ve tetiği çektin. | Open Subtitles | بآخر مرّة واجهته، صوّبت مسدّساً إلى رأسه وضغطت الزناد |
| silahı alıp ayak baş parmağına dayayalım ve küçük yavruyu kasaba gönderelim. | Open Subtitles | لم لا نأخذ مسدّساً ونصوّبه نحو إبهام قدمه و"نرسل هذا الخِنَّوْص للسوق"؟ |
| Benim geldiğim yerde, elinde silahı olan adam patrondur. | Open Subtitles | من حيث أتيتُ، فالرئيس هو الرجل الذي يحمل مسدّساً |
| Çünkü Silahım var. | Open Subtitles | إذ أنّ لديّ مسدّساً |
| Neden çocukları kilitli bir çekmeceden ya da dolaptan silahı alıp ateş etmeye yetecek kadar yalnız bıraktın? | Open Subtitles | صحيح ، لماذا تركتيهما لفترة كافية ليفتحا دُرجاً أو خزانة ملابس أو أيّاً يكُن ليسحبا مسدّساً و يطلقان به ؟ |
| silahı boşalmıştı. - Onu serbest bırakamam. | Open Subtitles | -كان يحمل مسدّساً مفرغاً، لا يسعني أن أدعه |
| Birkaç sene önce, Randy lazer silahı sandığı bir şey çalmıştı, ama lazer işaretçisi olduğu ortaya çıkmıştı. | Open Subtitles | منذ بضعة أعوام، كان (راندي) قد سرق ما خاله مسدّساً بالليزر |
| silahı olmadığına eminim. | Open Subtitles | لا يملك مسدّساً. |
| Ama silahı da vardı. | Open Subtitles | لكنّه كان يحمل مسدّساً. |
| silahı vardı. | Open Subtitles | . كانَ معهُ مسدّساً |
| Çünkü silahı var. | Open Subtitles | -لأنّه يحمل مسدّساً |
| - Walter, adamın silahı vardı. | Open Subtitles | -ربّما أحدٌ آخر ... -والتر)، إنّه يحمل مسدّساً) . |
| Silahım falan yok. | Open Subtitles | أنا لا أملك مسدّساً |
| Benim Silahım var. | Open Subtitles | أنا أملك مسدّساً |
| - Silahım var. | Open Subtitles | -أحمل مسدّساً . |