| Sabah aceleyle çıkarken unuttuğun şeyi vermek için uğradım. | Open Subtitles | أنا هنا لأعيد شيء تركته في منزلي عندما خرجت مسرعًا هذا الصباح |
| Uyanınca aceleyle arkasından giden Bizeff kapıyı açık unutmuş. | Open Subtitles | حين استيقظ (بيزاف)، نسى إغلاق الباب واتّبعها مسرعًا. |
| Görünüşe göre korkmuş ve aceleyle çıkmış. | Open Subtitles | -يبدو أنّه هرب مسرعًا . |
| Çünkü fark ettik ki eğer sen uzun süre yok olursan insanlığından yoksun gelirsin Bonnie'yi öldürüp Elena'yı canlandırma hevesinde olursun. | Open Subtitles | لأننا علمنا أنّك إذا حبست فيه أطول من اللّازم، ستعود بلا إنسانيّة مسرعًا لقتل (بوني) كيّما تحيي (إيلينا). |
| Çünkü fark ettik ki eğer sen uzun süre yok olursan insanlığından yoksun gelirsin Bonnie'yi öldürüp Elena'yı canlandırma hevesinde olursun. | Open Subtitles | لأننا علمنا أنّك إذا حبست فيه أطول من اللّازم، ستعود بلا إنسانيّة مسرعًا لقتل (بوني) كيّما تحيي (إيلينا). |
| Çünkü fark ettik ki eğer sen uzun süre yok olursan insanlığından yoksun gelirsin Bonnie'yi öldürüp Elena'yı canlandırma hevesinde olursun. | Open Subtitles | لأننا علمنا أنّك إذا حبست فيه أطول من اللّازم، ستعود بلا إنسانيّة مسرعًا لقتل (بوني) كيّما تحيي (إيلينا). |
| Sorgulamaya başlamıştı ama üzerine yalandan hapşurdum ve duşa koştu. | Open Subtitles | كان قد بدأ بالتشكيك بالأمر ولكني عندها زيفت عطستي عليه وذهب مسرعًا ليستحم |
| Baban seni çıkarmak için o taşların üzerinden öyle hızlı koştu ki. | Open Subtitles | وذهب والدك مسرعًا بين الصخور لإحضارك |
| Tabancam!" deyip arabasına koştu ve silahı çalılıklara sakladı. | Open Subtitles | "تبًا، مسدسي" عاد مسرعًا لسيارته و خبأه بين الشجيرات. |