| Ama sen kendi Babanla olan ilişkini bir yalan üzerine kuruyorsun. | Open Subtitles | لكنكِ تبنين علاقة مع والدكِ علاقـة كاذبة لا أصدق أنك تريدين تدمير |
| İşimi ve Babanla olan ilişkimi senin için tehlikeye attım. | Open Subtitles | لقد وضعت وظيفتي و علاقتي مع والدكِ, على المحك من أجلكِ, |
| Ve cinsel yıldırma yoluyla, gururunu tekrar kazanma girişimin Babanla olan bozuk ilişkini tamir etmeyecek. | Open Subtitles | ومحاولتكِ لإستعادة إحترامكِ لذاتكِ من خلال التخويف الجنسي... لن يُصلح الخلل في العلاقة التي كانت لديكِ مع والدكِ. |
| Bu akşam babanla birlikte şehirdışına gideceklerini söyledi. | Open Subtitles | لقد قالت بأنها ستغادر البلدة الليلة مع والدكِ. |
| babanla birlikte olmam sana ne hissettiriyor. | Open Subtitles | ما شعوركِ حقاً و أنا مع والدكِ ؟ |
| Galiba yine Babacıkla paylaşacaksın. | Open Subtitles | أعتقد بأنكِ ستتشاركين بفرشة الأسنان مع والدكِ مجددًا |
| - Babanızla telefonda konuştum. | Open Subtitles | وتحدثت مع والدكِ على الهاتف |
| Babanla olan biteni bana anlattı. | Open Subtitles | لقد أخبرني عمّا حصل مع والدكِ |
| Babanla olan dostluğumu özlüyorum. | Open Subtitles | أشتاق لصداقتي مع والدكِ |
| Bir de Babanla olan ilişkin.... | Open Subtitles | وعلاقتكِ مع والدكِ |
| babanla birlikte çalışan aynı kişi. Seni tutsak eden adam Claire. | Open Subtitles | شخص يعمل مع والدكِ جنباً لجنب الرجل الذي سجنكِ يا (كلير) |
| Rebecca, bu şehri hemen terk etmen gerekiyor ve gidip Marin'de babanla birlikte kalmalısın. | Open Subtitles | -ريبيكا"،أريدك أن تغادري المدينة" وتذهبي لقضاء عطلة الإسبوع مع والدكِ في ماين |
| Hayır, hayır. babanla birlikte kal. | Open Subtitles | لا , لا , لا ابقي مع والدكِ |
| babanla birlikte çalışmış. | Open Subtitles | كان يعمل مع والدكِ |
| Babacıkla birlikte küçük bir gezintiye çıkacaksın, tamam mı? Küçük bir gezintiye. | Open Subtitles | ستذهبي مع والدكِ في رحلة صغيرة، حسناً |
| - Niçin? - Babanızla yalnız kalmak için. | Open Subtitles | لتكوني لوحدكِ مع والدكِ |