| Güzelmiş. Acılı hindi, ekmek dolması, ortasına kadar uzunlamasına kesilmiş Polonya sosisi istiyorum. | Open Subtitles | أريد لحم ديك رومي حريفاً وزبدية خبز ونقانق بولندية مقطوعة من المنتصف طولياً |
| - Ona ulaşamadık. Ana hatlar kesilmiş. | Open Subtitles | لم نتمكن من الوصول إليه يبدو أن خطوط الإتصال الرئيسية مقطوعة |
| Bu örnekte, kesik parçaları olan birkaç kırmızı daire görüyorsunuz. Fakat bu daireleri yalnızca birazcık döndürürsem, birden üç boyutlu bir küp görüyorsunuz. | TED | ترون أقراص دائرية بأجزاء مقطوعة منها لكني لو أدرت هذه الأقراص قليلا فجأة ترى مكعبا مجسما يخرج من الشاشة |
| Polisi arayacaktım, ama dış hatlar kesik. | Open Subtitles | كنت سأتصل بالشرطة لكن جميع الخطوط الخارجية مقطوعة |
| Derek: Bir parça seç. Seç, seç. Seçmek ister misin? Adam: Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek. | TED | دِيرِيك: اختر مقطوعة. اختر، اختر، هل تودون الاختيار؟ أدم: بما أن القاعة مظلمة، سأطلب منكم فقط الكلام بصوت مرتفع. |
| Söyleyebileceğimiz kadarıyla, elektrikler bir kaç istisna dışında her yerde kesildi. | Open Subtitles | بقدر ما يمكننا أن نقول ، الكهرباء مقطوعة في كل مكان ، مع وجود بعض الاستثناءات. |
| Kafası kesilmiş olduğu için manzara onu korkutuyor. | Open Subtitles | مِمّا يُثير رُعبَها, لأن القِطّة كانت مقطوعة الرأس. |
| Kaynakların bildirdiğine göre tüm cesetlerin kafası kesilmiş. | Open Subtitles | ُ مصادر قريبة من التحقيقِ أبلغْت عن أن كُلّ الأجسام كَانتْ مقطوعة الرأس. |
| Baş aşağı bağlanmış, kafanız kesilmiş halde bulunursunuz. | Open Subtitles | شخص ما سيجدك ذات يوم ربما مقيد هنا وراسك مقطوعة |
| Lütfen bana bir sağ bacak gördüğünüzü söyleyin. Düzgün kesilmiş bir sağ bacak. | Open Subtitles | منفضلكقل لي أنكرأيتقدميمنى, قدم يمنى مقطوعة بنظافة |
| Elektrik halâ kesik. Onları otobüsle götür. Otobüs yok mu? | Open Subtitles | الطاقة ما زالت مقطوعة عليك أن تنقلهم بالحافلة |
| Faks cihazları. - Telefonların hepsi kesik. | Open Subtitles | آلة الفاكس أخبرتك بأن خطوط الهواتف مقطوعة |
| Bildiğim kadarıyla hastane hala yerinde. Ama telefonlar kesik. | Open Subtitles | على حد علمي انها ما تزال هناك لكن الخطوط مقطوعة |
| - Ama sanırım su altında. - Elektrikler kesik. | Open Subtitles | و لكنى أظن أنه غارق فى المياه إلى أين ، الكهرباء مقطوعة |
| NP:Neden onlara bu "doğaçlamadan" bir parça göstermiyoruz? | TED | نيكول: لم لا تعطيهم لمحة صغيرة؟ مقطوعة صغيرة فقط من جلسات غنائنا ؟ |
| Ve bu 6 yaşındaki bir çocuk 32 parça orkestra için bir müzik bestelerken. | TED | وهي لطفل عمره 6 سنوات .. يصنع مقطوعة من الموسيقى مكونة من 32 نوتة موسيقية |
| Bakın, buna inanmayacaksınız ama kaldığım yerde elektrikler kesildi. | Open Subtitles | نعم، لكن لن تصدق ما حدث كانت الكهرباء مقطوعة حيث كنت أقيم |
| Kabul etmedim. Şimdi de orada işte dünyadan ve okuldan kopuk. | Open Subtitles | لم تنجح، والآن هي في الداخل، مقطوعة عن العالم، وعن مدرستها. |
| Öğle tatili. Herkes gitti. Ve telefonlar çalışmıyor. | Open Subtitles | أنه وقت تناول الغداء، وقد رحل الجميع وجميع خطوط التليفونات مقطوعة |
| -Kalçasına kadar yırtık etekli bir arkeolog. | Open Subtitles | -عالمة الآثار كانت ترتدي تنورة مقطوعة |
| Henüz genç bir adamken, ABD'de ve Avrupa'da gruplarla turnelere gitti ve çaldı, fakat Kanada'ya gidene dek ne bir albüm ne bir şarkı kaydetti. | TED | في شبابه، عزف، وذهب في جولة مع فرقة إحياء حفلات بالولايات المتحدة وأوروبا، لكنّه لم يسجل باقة موسيقية أو مقطوعة واحدة قبل ذهابه إلى كندا. |
| Yani ayak, vücuttan yanarak Kopmuş, kesilmemiş. | Open Subtitles | مما يعني ان القدم احترقت بعيدا عن الجسم وليست مقطوعة |
| Sana sevdiğim bir parçayı çalayım. | Open Subtitles | ماذا عن مقطوعة انسحاب بونابرت؟ هذا ما أعزفه |
| Bir yaylılar dörtlüsü, bir tane de piyano konçertosu yazdığınızı söylüyorsunuz. | Open Subtitles | تقول بأنكَ كتبتَ رباعية وترية و مقطوعة موسيقية للبيانو |
| Kendin götür. Hatlarımızın kesildiğini söyle! | Open Subtitles | خذها بنفسك أخبرهم أن خطوط الإتصال مقطوعة |