| Bir seri katilin başıboş kalanları seçmesi için iyi bir yer. | Open Subtitles | آخر حافلة في اليوم. مكان ملائم لقاتل متسلسل لإختطاف أي معزول. |
| Sözün özü, ölene dek bahtiyar bir hayat için buradan daha iyi bir yer yoktur. | Open Subtitles | ببساطة لا يوجد مكان ملائم أكثر للسعادة الأبدية |
| Cehennemi yaşadıktan sonra orası onun için iyi bir yer mi sizce? | Open Subtitles | هل تعتقدون أن ذلك مكان ملائم لتواجدها به بعد الجحيم التي مرت به؟ |
| Benny Gomez gibi pislik birinin son vedası için ideal bir mekân. | Open Subtitles | "مكان ملائم لحقير مثل (بيني غوميز) ليُهزم فيه" |
| Benny Gomez gibi bir serserinin son vedası için ideal bir mekân. | Open Subtitles | "مكان ملائم لحقير مثل (بيني غوميز) ليُهزم فيه" |
| Açıkçası, Carl, "memiş" kelimesini kullanabileceğin bir iş yeri yok. | Open Subtitles | في الحقيقة "كارل" لا يوجد مكان ملائم لاستخدام الكلمة "بزووم" |
| Benim büyümem için burasının daha iyi bir yer olacağına karar verdier. | Open Subtitles | لقد رأوا أنه مكان ملائم لأنشا فيه |
| Diğer departmanlardaki fıstıklarla tanışmak için iyi bir yer. | Open Subtitles | مكان ملائم للقاء فتيات الدوائر الأخرى |
| Belki de, daha iyi bir yer bulamıyorlardır. | Open Subtitles | ربما لم يجدا مكان ملائم. |
| Konuşmak için iyi bir yer olduğunu söyleyebilirim. | Open Subtitles | وجدت أن هذا مكان ملائم للتحدث |
| Çok güzel bir iş yeri. | Open Subtitles | مكان ملائم للعمل |