| Gerçekten zor oldu. Depresyonda ve sinirli. | Open Subtitles | لقد كان صعب جداً ولقد كان مكتئباً وغاضب |
| Depresyonda falan değilim hiç. | Open Subtitles | لست مكتئباً سريرياً على الإطلاق |
| Acaba insanı bundan daha çok depresyona sokan bir şey var mı şu dünyada? | Open Subtitles | هل بإمكان أي شيءٍ آخر أن يجعلني مكتئباً أكثر من هذا؟ |
| Kendini ağaca asacak kadar bunalımda olduğunu düşünüyor musunuz? | Open Subtitles | هل تعتقدين بأن هذا الصبي كان مكتئباً بما فيه الكفاية حتى يشنق نفسه من على شجرة؟ |
| üzgün olduğunda hep kurukafa numarasını yaparsın. | Open Subtitles | إنك تقوم بحركة الجماجم هذه دائماً عندما تكون مكتئباً. |
| Ama camdan aşağı bakmak onu geri getirmez. Adam depresyondaydı. | Open Subtitles | و النظر من النوافذ لن يعيده حياً, لقد كان مكتئباً |
| Tabi eski kız arkadaşın için canı sıkkın dolaşmaya devam etmek istiyorsan o başka. | Open Subtitles | الا اذا اردت ان تبقى مكتئباً هنا بجوار صديقتك السابقة |
| Çünkü bencil ve Depresyonda bir serseri miyim? | Open Subtitles | لأنني أنانياً، وأحمقاً مكتئباً |
| Dışarıya çık ve Conner'in Depresyonda olduğunu söyle, | Open Subtitles | اخرج اليهم وقل ان كونر كان مكتئباً |
| Depresyonda ve aklın karışmış bir haldeydin. | Open Subtitles | كنت مكتئباً و متشوشاً |
| depresyona girdi. Çok içmeye başladı. | Open Subtitles | أصبح مكتئباً و أخذ يكثر من إحتساء الشراب |
| Sanirim bu karisinin ölümünden sonra gerçekten depresyona girmis ve üzülmüs babasindan bir kaçisti | Open Subtitles | أعتقد أنه كان مَهرباً من والدها والذي كان... حقاً... مكتئباً و حزيناً |
| depresyona girecek neyim var? | Open Subtitles | ما الذي لدي يجعلني مكتئباً بسببه؟ |
| Öyleyse kardeşinin birini öldürecek kadar bunalımda ya da hasta olup olmadığını bilmek istiyorum. | Open Subtitles | ما أرغب بمعرفته هو إن كان شقيقكَ مكتئباً أو مختلاً كفاية لقتل أحدهم ؟ |
| Rutin bir kontrol sırasında hastanın bunalımda olduğunu fark ettim. | Open Subtitles | ،أثناء المتابعة الدوريّة أدركتُ أنّ المريض كان مكتئباً |
| Aslında üzgün olduğum konu bu değildi ama moralimi bozacak başka bir sebep verdiğin için teşekkürler. | Open Subtitles | في واقع ذلك ليس سبب إستيائي، لكن شكراً لك لإعطائي شيء آخر ليجعلني مكتئباً. |
| İşte gördüğü muamele yüzünden kocam depresyondaydı. | Open Subtitles | زوجي كان مكتئباً بسبب الطريقة السيئة التي عاملوه بها في العمل. |
| Son birkaç gündür canım sıkkın uyanmıyorum. | Open Subtitles | تعرفون ، في الأيام القليلة الماضية لم أستيقظ مكتئباً |
| Biraz hâlsiz gibisin. | Open Subtitles | إنّك تبدو مكتئباً قليلاً. |
| Evet, her zaman büyük bir giriş yapıp, sonradan bunalıma girer. | Open Subtitles | نعم ، كان يحب القيام بحركة مفاجأة كبيرة ومن ثم ينتهي به الحال مكتئباً |
| Evet acil yardım dedim. Annemlerde biraz canım sıkkındı. | Open Subtitles | أجل، استخدموا هذا المصطلح كنت مكتئباً في منزل والدتي |
| -Lito, bunu depresyondayken izler. | Open Subtitles | -يشاهد "ليتو" هذا عندما يكون مكتئباً |