| konuşmamız gereken bir şey var. Şurada baş başa konuşabiliriz. | Open Subtitles | هناك اشياء علينا مناقشتها أدخلى هنا لنكون وحدنا |
| Ama belki konuşmamız gereken konular olur. | Open Subtitles | ولكن قد تكون هناك اشياء ترغبين في مناقشتها معي |
| Seninle konuşmak istediğim bir kaç şey var kazandığımıza göre. | Open Subtitles | هناك بعض الأمور أريد مناقشتها معك الآن و قد فزنا |
| Seninle konuşmak istediğim bir kaç şey var kazandığımıza göre. | Open Subtitles | هناك بعض الأمور أريد مناقشتها معك الآن و قد فزنا |
| Bu ülke hakkında tartışmamız gereken bir sürü şey var. | Open Subtitles | هنالك العديد من القضايا التي سيكون علينا مناقشتها في هذا البلد |
| Ne yazık ki gizlice konuşulması gereken acil bir konuyu konuşmak için geldim. | Open Subtitles | للأسف، لقد جئت على مسألة ملحة الأفضل مناقشتها خلف أبواب مغلقة. |
| Dediler ki bunlar hastalıklı eğriler ve bunları tartışmak zorunda değiliz. | TED | و ادعوا ان هذه المنحنيات مرضية ، و ليس من المفروض مناقشتها. |
| Yakın zamandan beri ve tartışma özgürlüğümün olmadığı kararlardan dolayı. | Open Subtitles | منذ الفترة الأخيرة ولأسباب لا يمكنني مناقشتها معك |
| Özellikle iki lafı bir araya getiremeyen öğrencilerle tartışmayı. | Open Subtitles | خاصة عندما يتم مناقشتها مع مفردات من رقمين |
| Bütün bu aynı şeyleri, sohbetimizin başlangıç noktası olarak pornografiyi kullanıp tartışabiliriz. | TED | كل هذه الأشياء التي يمكننا مناقشتها باستخدام الإباحية كنقطة انطلاق لمحادثاتنا. |
| - konuşmamız gereken şeyler olduğunu düşünüyorum. - Ben de. Otursana. | Open Subtitles | أعتقد أن هناك مسائل يجب مناقشتها أنا أيضا , إجلس , |
| Seninle ilgileneceğim ama bir iş hakkında konuşmamız gerek. | Open Subtitles | سنعود الى هذه النقطة ولكن الآن هناك بعض الأعمال اريد مناقشتها |
| Tuhaf bir sessizlik içinde oturmaktansa bunu konuşmamız gerek diye düşünüyorum. | Open Subtitles | مازلت أظن أن علينا مناقشتها بدلًا من الجلوس هنا في صمت محرج. |
| Kaptan gelmeden bazı şeyleri baş başa konuşmamız lazım. | Open Subtitles | قبل أن يصل القبطان لهنا هناك بعض الأمور أود مناقشتها منفردين |
| Bunlar konuşması zor şeyler, biliyorum ama konuşmak zorundayız, tamam mı? | Open Subtitles | أعلم أن هذه أمور يصعب مناقشتها لكن علينا التحدث بشأنها، اتفقنا؟ |
| Çünkü bir erkek bazı konulan annesiyle konuşmak istemeyebilir. | Open Subtitles | لأنّي أعرف أنّ ثمة أشياء لا يحبّ الفتى مناقشتها مع أمّه |
| Çünkü benimde onlarla konuşmak istediğim birkaç şey var mesela senin ve kardeşinin dolapta sakladığı şeyler gibi. | Open Subtitles | لانني لدي العديد من الاشياء والتي اريد مناقشتها بشأنك انت وأخوك وحصولكم على تلك الثلاجة. |
| Basitçe tartışmamız gereken şeylerin bir listesi. | Open Subtitles | إنها ببساطة قائمة من الأمور التي علينا مناقشتها |
| Doktor ile tartışmamız gereken gizli meseleler var. | Open Subtitles | إن لديّ أمور سرية أريد مناقشتها مع الدكتور |
| Sivil kıyafetlerle parkta dolaşmayı sevmiyorum fakat konuşulması gereken hassas bir konu var. | Open Subtitles | لا أحب التجول لمسافة طويلة في الحديقة بالملابس هذه. ولكن هناك مسألة حساسة علينا مناقشتها. |
| Sonunda, tartışmak istediğim sayfaların altını çizmeye başladım. | Open Subtitles | لذا, أنا وضعت خطوط تحت كل الأجزاء التى أريد مناقشتها |
| Sen de beni başlatma Peder. Bu tartışma çok uzadı. | Open Subtitles | ,و لا تجعلني أفقد أعصابي أيضاً هذه مناقشة لم تأتي مناقشتها بعد |
| Bu, tartışmayı umduğum şeylerden biriydi. | Open Subtitles | كان هذا أحد الأشياء التي كنت أتمنى مناقشتها |
| Belki bunu yarın ki aile terapisinde konuşabiliriz. | Open Subtitles | ربما نستطيع مناقشتها أثناء جلسة العلاج غداً |
| Eğer bir sorunumuz varsa ofisime gelip yetişkinler gibi bu sorun hakkında tartışabiliriz. | Open Subtitles | ,إن كان لدينا مشكلة يمكنكي المجيء إلى مكتبي و يمكننا مناقشتها كبالغين |