| Ve bunu bir burun spreyi ile yapabileceğimi buldum. | TED | ووجدت أنني يمكني القيام بذلك عن طريق إستنشاق من الأنف |
| burun yoluyla vücuda giren ve beyne yerleşerek beyin dokusuyla beslenen bir tür parazit. | Open Subtitles | إنها طفيل يدخل من الأنف و ينتقل إلى المخ حيث يتغذى على خلايا المخ |
| Bir tür burun vantrilokluğu diyelim. Galaksinin belirli bölgelerinde geçerli olan basit bir numaradır. | Open Subtitles | يشبه حيلة التكلم من البطن، لكن هذا من الأنف وهي خدعة بدائية في أماكن معينة في المجرة |
| Ama yinede, kulaklardan ve Burundan kanama, yönelim kaybı, baş dönmesi... | Open Subtitles | ورغم ذلك النزيف من الأنف والأذن , والدوخة |
| Teşekkürler bayan çikolatalı sütün Burundan akması gibi boşaldım bebek! Evet! | Open Subtitles | مثل الشيكولاتة باللبن وهى تخرج من الأنف يا عزيزتى |
| Burnumdan beynime koku sinyalini taşıyan nöronlar ağı yüz milyonlarca yıllık evrim sürecinde ince ayara tabi tutuldu. | Open Subtitles | شبكة الخلايا العصبية التي تحمل إشارة الرائحة من الأنف الى الدماغ مؤلفة بشكل دقيق على مدى مئات ملايين السنين من التطور |
| Sonra ise organların çökmeye başlıyor ve Burnundan kan gelmeye başlıyor... | Open Subtitles | وبعد ذلك الأجهزة الخاصة بك إيقاف، البدء في ينزف من الأنف |
| Haydi. burun mu kulak mı, sence nereden girecek? | Open Subtitles | هيا الأن، من الأنف أم الأذن أيهم تعتقد هو مكان دخولها ؟ |
| burun, kulak ve yüzde istenmeyen tüyleri almak oldukça önemlidir. | Open Subtitles | من الهام إزالة الشعر الزائد من الأنف والأذن والوجه |
| Şimdi de benim gücümü hissedeceksin, benden çıkıp sonsuza dek burun deliğinden rektumuna kadar içinden geçecek. | Open Subtitles | حسنا,أنتالانستشعربقوتي.. تحفر للأسفل مني إليك. من الأنف حتى المستقيم, من الان حتى النهاية, |
| Bu şeyler, eğer kazadan kurtulacak kadar şanslıysan, burun ve gözlerini sulandırır. | Open Subtitles | التي تجعل من الأنف والعينين يذرفان و إذا كنت محظوظاً للنجاة من الحادث |
| Terli eller, burun kanaması, umarım çok geç kalmamışızdır. | Open Subtitles | يدان باردة، ونزيف من الأنف. آمل أننا لمْ نتأخّر فحسب. |
| burun veya alın kaynaklı yağ lekesi. | Open Subtitles | إنها لطخة زيت من الأنف والجبين |
| Bazen çok ciddi burun kanamalarım oluyor. Gece yarısı korkunç baş ağrıları hissediyorum. | Open Subtitles | يصبح لدي نزيف حاد جداً من الأنف أحياناً |
| Bende de onda da burun kanaması yok. | Open Subtitles | لم يحصل لها نزيف من الأنف وكذلك أنا |
| Bu hafif uğultu başladığında yan etkilerinin içinde baş ağrısı, burun kanaması ve nihayetinde mutlaka bu oluyor. | Open Subtitles | الآثار الجانبية تتضمن: صداع, دم يخرج من الأنف... والعمل هذا يؤدي إلى... |
| Neredeyse iki metre uzunluğunda bir kafatası ile bu devasa dinozor, Burundan kuyruğa 17 metre uzunluğundaydı. | Open Subtitles | بجمجمة تقارب المترين في الطول فكان طول هذا الديناصور الضخم سبعة عشر مترًا من الأنف للذيل |
| Bu dokuların Burundan aşağı inen dokuyla buluşmaları gerekiyor. | Open Subtitles | ومن المفترض أن تلاقي النسيج - الذي ينحدر من الأنف |
| Burundan al, ağızdan ver. | Open Subtitles | تنفسوا من الأنف و أخرجوا من الفم |
| Burnumdan akan, giysilerime değmez. | Open Subtitles | "ما يسيل من الأنف ليس مكانه الملابس" |
| Burnumdan akan, giysilerime değmez. | Open Subtitles | "ما يسيل من الأنف ليس مكانه الملابس" |
| Randevu gecesi: Evlilik denen cesedin kalbi ve beyni Burnundan çıkarıldıktan yıllar sonra bile taze kalmasını sağlayan mumyalama sıvısı. | Open Subtitles | موعد الليلة هو سائل التحنيط الذي يبقي جثة الزواج جديدة بعد اقتلاع القلب والمخ من الأنف |
| Yüzündeki ateş. Burnundan soluk al, ağzından ver. | Open Subtitles | تنفسي اللهب أشهقيه من الأنف وأزفريه من الفم |