| İki saatlik programlar dışında bir şey ama 300 dolar istiyorlar. | Open Subtitles | لا يوجد سوى ساعتين من البرامج ويطلبون 300 دولار ثمن الجهاز |
| Şimdi elimde, bir miktar daha iyi iş yapan programların birleşmesiyle oluşmuş yeni nesil programlar var. | TED | لذا لدي جيلٍ جديدٍ من البرامج والتي أنتجت عن طريق مزج البرامج التي أبلت أحسن بقليل من غيرها. |
| Diğer yayınlarda harika programlar var. | TED | يوجد العديد من البرامج الرائعة على شبكات الإنترنت. |
| Aslında görevi gerçekleştireceklerine eminim çünkü işe yaramış yüzlerce binlerce program satırından geliyorlar. | TED | وبالفعل، أثق تماماً، أنها تؤدي الوظيفة لأنها أتت من سطر من مئات الآلاف من البرامج التي قامت بالوظيفة. |
| Mimari ve tasarımda birçok program geliştirilmiş daha iyi bir hayat için daha iyi tasarıma doğru yönelen. | TED | كان هناك الكثير من البرامج في العمارة والتصميم التي كانت عن توجيه الناس في الاتجاه لتصميمٍ أفضل لأجل حياة أفضل. |
| Yönetici ile ilgili birşeyler galiba. Harddiskini sildiğimden beri yeni bir yazılım eklemedin öyle mi? | Open Subtitles | شيء ما يتعلق بالآدمن الم تستخدم اي من البرامج منذ أخر مره قمت بتصليح جهازك؟ |
| Bu protez gözüme gördüklerimi görebilmen için bir yazılım falan yükledin mi? | Open Subtitles | ولكن عندما قمت بتثبيت العين الاصطناعية، هل قمت بتثبيت نوع من البرامج حتى تتمكن من رؤية ما أراه؟ |
| Bu kesici ve birleştiriciler aslında yazmak istediğimiz molekuler programlar | TED | هذه هي الأنواع من البرامج الجزيئية التي نرغب في المقدرة على كتابتها، |
| Toz ve toprak, ve alfabe çorbası gibi zavallı federal programlar. | Open Subtitles | الرماد والغبار، وصعاب تافهة من البرامج الإتحادية. |
| - Böyle programlar hayatını değiştirebilir. | Open Subtitles | هذا النوع من البرامج من الممكن أن يغير حياتك. |
| Çeşitli sosyal programlar var seni kaydettirebileceğim kültürel etkinlikler. | Open Subtitles | هناك العديد من البرامج الاجتماعية وأخرى ثقافية، يمكنني أن أسجلك بها |
| Çeşitli sosyal programlar var seni kaydettirebileceğim kültürel etkinlikler. | Open Subtitles | هناك العديد من البرامج الاجتماعية وأخرى ثقافية، يمكنني أن أسجلك بها |
| Öyle programlar var ki sigara içerlerse, güneşe çok maruz kalırlarsa kilo alırlarsa vs, gibi durumları görmenizi sağlıyor. | TED | فهناك العديد من البرامج التي تساعدك على رؤية ما قد تبدو عليه إذا كنت تدخن ، ان كنت تتعرض للكثير من اشعة الشمس إذا اصبت بزيادة الوزن وهلم جرا. |
| Siz tıkladığınızda ekrandaki düğmenin yandığını bile görmeden önce birçok program sürece dahil oluyor. | TED | ودعونا نقل فقط أن هناك الكثير من البرامج المشاركة قبل حتى أن تشاهد الزر على الشاشة يضيء عندما تقوم بالنقر فوقه. |
| Her şekilde, bu televizyon sezonu dünyaya 70 saatlik program sunmak benim sorumluluğumdur. | TED | وبشكل ما وفي هذا الموسم التلفزيوني، أنا مسؤولة عن تقديم ٧٠ ساعة تلفزيونية من البرامج للعالم. |
| Hükûmet bu sıkıntıları gidermek için bir sürü program çıkardı ve öğretmenler de bu programların gizli uygulayıcısı oldular. | TED | لذا فإن الحكومة أطلقت مجموعة كاملة من البرامج لمواجهة هذه التحديات، وأصبح المعلمون المنفذين الضمنيين لهذه البرامج. |
| Buna coğrafik tedavi diyebiliriz. Dünyada buna yoğunlaşmış yarım düzine program var. | TED | إنها تسمى الطب الجغرافي. هناك حوالي نصف الكثير من البرامج في العالم حالياً التي تركز على هذا. |
| Hayır, Bayan Lansdale, ucuz bir yazılım değil. | Open Subtitles | كلا سيدة (لأنسدال) إنها ليست قطعة رخيصة من البرامج |
| Göstereceğim projelerden ilkinde, Eyecode (Göz Kodu), interaktif bir yazılım var, burada çemberde şöyle yazıyor, "önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan iz önceki gözlemcinin bakışından geriye kalan ize bakıyor." | TED | في أول واحد ، والتي انا ذاهب الى تبين لكم ،تدعى شفرة العين ، انها قطعة من البرامج التفاعلية التي ، اذا قرأنا هذه الدائرة قليلا ، "اليسار التتبعي بالبحث في المراقب السابق ينظر إلى اليسار التتبعي بالبحث في المراقب السابق " |