| Patron Arada bir beni birkaç şey halletmem için yollar. | Open Subtitles | يرسلني الرئيس إلى الطرقات من وقت إلى آخر لأتفقد الأمور |
| Hayır, bu akşam yok. Arada bir birini alıp geliyorum ama sabit biri yok. | Open Subtitles | أعود مع أحدهم من وقت إلى آخر لكن ليس هناك علاقة جدية |
| Bu da hatırlattı ki, koluma dokunabilir ve Arada bir gülümseyebilirsin ama abartma. | Open Subtitles | والذى يّذكرنى بأنه يُمكنك لمس ذراعى والإبتسام من وقت إلى أخر لكن لا تقومى بلمسه كثيراً |
| Bunu sana verdiğimi söyleme, ama ara sıra ona biraz para ver. | Open Subtitles | ، لا تُخبريها أننى أعطيتك هذا المال ولكن أعطيها بعضا ً منه من وقت إلى آخر |
| KGB onu ara sıra kullanırdı. | Open Subtitles | وقد كان من وقت إلى آخر عنصراً فى المخابرات الروسية |
| Siz onu ancak zaman zaman görüyorsunuz. Raporları okuyorsunuz ve bu böyle devam ediyor. | TED | و أنتم فقط كنتم تزورونه من وقت إلى آخر. و كنتم تقرؤن التقارير وهكذا. |
| Baban da, zaman zaman küçük düşürülmeye katlanamasaydı ne şimdiki mevkiine erişebilir ne de peş peşe gelen üç imparatorun güvenini kazanabilirdi. | Open Subtitles | إذا كان والدك غير قادر على المقاومة وتحمل الذل من وقت إلى آخر ما كَانَ ليَصِلُ لرتبتَه الحاليةَ |
| Arada bir portföyüne bakmamı isterse ben de bakarım. | Open Subtitles | إن طلب مني إلقاء نظرة على محفظته الاستثمارية من وقت إلى آخر، |
| Evet, Arada bir oraya gittik. | Open Subtitles | نعم، كنا نذهب إلى هناك من وقت إلى آخر |
| Arada bir salak gibi görünmenin sana bir zararı olmaz. | Open Subtitles | لا يضرّكِ أن تبدي حمقاء من وقت إلى آخر |
| Arada bir gelirim. | Open Subtitles | سآتي لزيارتكم من وقت إلى آخر |
| Ben Nadia'yı sustururum, sen de karşılığında Arada bir buraya gelip giysilere şöyle bir bakmama izin verirsin. | Open Subtitles | أنا أقوم بأسكات (ناديه) و بالمقابل أنت تدعنى أأتى و أتصفح الرفوف من وقت إلى أخر ( يأخذ الملابس بلا مقابل) |
| Pezevenkler ara sıra böyle belalara bulaşır. | Open Subtitles | القوادون يعانون من هذا النّوع من وقت إلى آخر |
| ara sıra belki, ama çoğunlukla merkez ofiste olacağım. | Open Subtitles | ربما من وقت إلى آخر , ولكن في الغالب سأكون في المكتب المركزي |
| Biz ölümlerin ara sıra yapmak zorunda olduğu bir şey. | Open Subtitles | أنه شيئاً ما يجب علينا نحن البشر القيام به من وقت إلى آخر |
| zaman zaman kim olduğumuzu ve yaptıklarımızı ne için yaptığımızı unutuyoruz. | Open Subtitles | كما تعلم ، من وقت إلى وقت ننسى من نحن ، ولمَ نفعل ما نفعله الآن |
| Araştırma fazlasıyla sıkıcı olacak ama zaman zaman eve getirilen işler için neredeyse daha çok düşünmek gerekiyor. | Open Subtitles | البحث سيكون ،مضجراً إلى أبعد حد ،لكن علينا، من وقت إلى آخر العمل بجهد أكبر من المجرمين كذلك التفوق فكرياً عليهم |
| Yeni kızları göstermek için zaman zaman yaptığımız küçük bir şey. | Open Subtitles | انه شيء صغير نقوم به من وقت إلى أخر لاستعراض الفتيات الجدد |