| Öyle görünüyor ki, Joel gerçekle yüzleşmek yerine eve gitmek istiyor. | Open Subtitles | الأمر و كأنه بأن جول يريد أن ينطلق مسرعا للبيت بدلا من مواجهه الحقيقه |
| Evet, Eli' nin gerçeklerle yüzleşmek istememe yöntemi var. | Open Subtitles | نعم , ايلاي لديه طريقته .... في عدم مواجهه الحقيقه |
| Çünkü kendimle yüzleşmek istemiyorum. | Open Subtitles | لأنني لا أريد مواجهه نفسي |
| Ona sıkıntı çıkaran biriyle yüzleşmeye gittiğini ama paniğe kapıldığını söyledi. | Open Subtitles | قال إنه كان يريد مواجهه شخص ما كان يورطه بالمتاعب, لكنه فقد أعصابه |
| öyle bir yaratıkla yüzleşmeye en cesur adam bile korkar canavara tüm varlığıyla saldırdı | Open Subtitles | مواجهه مخلوق كهذا لأشجع رجل يعتبر جبناً تحدي هذا وقدم على مهاجمة الوحش |
| Kendini daha iyi yapmaya çalışıyorsun seni anlıyorum ama ruhani dinginliği olan bir insan zorluk karşısında pes eder mi? | Open Subtitles | لقد فهمت أنك تحاول أن تحسن من نفسك ولكن هل سيتجمد رجل روحى فى مواجهه المصيبه؟ |
| Yenilgi karşısında bile kendini ispatlama şansı vardı. | Open Subtitles | حتى في مواجهه الهزيمة كان لديه الفرصة لاثبات نفسة |
| Yarınla yüzleşmek istemiyorum. | Open Subtitles | لـاـ أُريد مواجهه الغد. |
| Sayın Yargıç sanığın, aleyhine tanıklık yapanlarla yüzleşmeye hakkı var ama o sırada orada olmasını gerektirecek bir kanun yok. | Open Subtitles | جلالتك , المدعى عليه لديه الحق فى مواجهه الشاهد أمامه, لكن لا يوجد قانون يتطلب منه الحضور. |
| Hepimizi içimizdeki kötülüklerle yüzleşmeye zorladı. | Open Subtitles | تجبرنا على مواجهه شياطيننا |
| Sıkıntı karşısında sürü psikolojisi. | Open Subtitles | طريقة القطيع في مواجهه المصيبة |
| Savaşın karşısında geri çekilmek yok. | Open Subtitles | لا انسحاب في مواجهه المعركه |
| Savaşın karşısında geri çekilmek yok. | Open Subtitles | لا انسحاب في مواجهه المعركه |