| # Hızla akan derelerle zengin, meyve bahçeleriyle parıldayan güney rüzgarlarıyla serin, mahsullerle koyu vatanım, selamlıyorum seni. # | Open Subtitles | غنية بأنهارك المتدفقة، مُشرقة بأنوار بساتينك |
| # Hızla akan derelerle zengin, meyve bahçeleriyle parıldayan güney rüzgarlarıyla serin, mahsullerle koyu vatanım, selamlıyorum seni. # | Open Subtitles | غنية بأنهارك المتدفقة، مُشرقة بأنوار بساتينك |
| Sevdiğim kişiye dönmek için toplayabildiğim kadar ışık toplayıp en parlak güneş olmak için çalıştım. | Open Subtitles | ،هذا ، حتى أعود للشخص الذي أحبّهُ قمتُ بتجميع كل الأنوار التي لديّ و عملتُ بجدّ حتى أكون أكثر شمس مُشرقة |
| Bir dahaki sefere parlak bir fikrin olduğuna olmasın. | Open Subtitles | في المرة المُقبلة التي تنتابك بها فكرة مُشرقة كهذه لا تقوم بتنفيذها |
| Onu doğru ayara ben getirdim. Şimdi bakın bugün nasıl parlıyor. | Open Subtitles | وضعتها على الطريق الصحيح وتبدو الآن مُشرقة كما كانت دوماً |
| Şimdiyse güneş parlıyor, çiçekler açmış ve dünyanın en iyi ekibiyle çalışıyorum. | Open Subtitles | الآن الشمس مُشرقة ، والزهور مُتفتحة |
| # Hızla akan derelerle zengin, meyve bahçeleriyle parıldayan güney rüzgarlarıyla serin, mahsullerle koyu vatanım, selamlıyorum seni. # | Open Subtitles | غنية بأنهارك المتدفقة، مُشرقة بأنوار بساتينك |
| Biraz fazla parlak, anlarsın ya? | Open Subtitles | نوعاً ما مُشرقة ولامعة ، كما تعلم |
| Elbette parlak olacak. | Open Subtitles | بالطبع، هي مُشرقة |
| Şunu söyleyeyim ki Todd, yönlendirmeye ihtiyaç duyan çok parlak bir kişilik. | Open Subtitles | سوف أعلمك، (تود) يملك روحاً مُشرقة للغاية بحاجة للتوجيه. |
| güneş ışıI ışıI, hava sıcak. Çok güzel bir gün. | Open Subtitles | السّماء مُشرقة ، و الهواء دافيء، إنّهيومٌجميلٌ،لنّيكون.. |