| ve bu yarış Web'de iş yapmak istediğiniz herhangi biri suçlu olduklarını öğrendiğiniz zaman nasıl iş yaparsınız, nasıl güvenirsiniz, | TED | و هذا التحدي هو: كيف تتاجر، كيف تثق في شخص على الانترنت تريد أن تتاجر معه عندما تعلم أنه مجرم؟ |
| bu biraz zorlu bir iş, ilkel insanın ateşle karşılaşması gibi. | TED | يشبه هذا التحدي نفس التحدي الذي واجهه الانسان البدائي مع النار. |
| Eğer Irak savaşında harcadığımız çabanın sadece bir haftasını harcarsak, bu sorunu çözmek için iyi yol kat edebiliriz. | TED | فإذا قضينا أسبوعاً واحداً بقيمة ما ننفقه في حرب العراق فيمكننا أن نحقق إنجازات في طريقنا لحل هذا التحدي |
| O halde bu zorlu görevi karısı adına bitirmesini isteyelim. | Open Subtitles | ثم دعونا نطلب منه إنهاء هذا التحدي من أجل زوجته |
| bu sefer bir adam bu meydan okumaya karşı ayakta durdu. | Open Subtitles | رجل واحد واجه هذا التحدي مصيره أصبح مصدر إلهام لأمة علي مدار عقود |
| Ben bu görevi size sunuyorum, Imacandi evrenin en iyi avcılarına. | Open Subtitles | اعرض عليكم هذا التحدي يا أماكاندي يا أعظم الصيادين في الكون |
| Eğer bana bu konuda karşı geleceksen çocukluğunun geri kalanını da burada geçirebilirsin. | Open Subtitles | إن لم تكفّي عن هذا التحدي قد تظلين في هذا المكان لبقية طفولتك |
| Trafik karmaşası bu durumun sadece bir sonucu, Ve onlar gerçekten çok...çok alakasız fakat tüm olan bu. | TED | الاختناقات المرورية هي علامة واحدة من هذا التحدي وهي غير مريحة جدا جدا لكن هذا واقعها |
| Ama şunu biliyorum, eğer bu konu düzelecekse bu zorluklara bodoslama dalmak zorundayız. | TED | لكنني سأعرف هذا إذا كانت ستتحسن، علينا أن نأخذ هذا التحدي أمامنا، |
| Herşeyi şebekeleştiren büyük tarihçi Clay Shirky, bu meydan okumaların güzel bir yolda olduğu varsayımını yakaladı. | TED | كلاي شيركي ، ذلك الموثق العظيم لكل شي متصل بشبكات قد استخلص هذه الفرضية بأن هذا التحدي يكون بهذه الطريقة الجميلة |
| bu ilk zorluğa ikna zorluğu diyorum. | TED | هذا التحدي الأول هو ما أود أن أشير إليه بتحدي الاقناع. |
| bu sorunların bu kadar büyük olmasının nedeni teknik olarak denize ulaşmanın zor oluşu. | TED | فالأسباب التي تجعل هذا التحدي عظيماً أنه تقنياً من الصعب الذهاب إلى البحر |
| İki komutanın da bu meydan okumayı seve seve kabul edeceğinden eminim. | Open Subtitles | أَنا مُتَأَكِّد بأن كلا القادة سَيرحب بمثل هذا التحدي |
| bu iş bittiğinde kimin akademisi olacak göreceğiz. | Open Subtitles | سَنَرى مَنْ ستكون الاكاديمية الفائزة عندما ينتهى هذا التحدي |
| Açıkça belli ki aramızdaki bu mücadele Güç hakkındaki bilgimizle değil ışın kılıcı yeteneklerimizle sonuca bağlanacak. | Open Subtitles | يبدو أن مصير هذا التحدي لن يتقرر من خلال معرفتنا بالقوة بل من خلال براعتنا في استعمال السيف الضوئي |
| Eğer Teuchi'nin şehriye karışımı çorbası buysa, bu meydan okur... | Open Subtitles | إذا خلطت المعكرونةِ بشوربةِ توشي، هذا التحدي سَيَكُونُ000 |
| Sert kış şartlarıyla mücadele vermekle meşguller daha çok ve bu zor koşullara zekice yöntemlerle cevap veriyorlar. | Open Subtitles | هم مشغول جدا بالظروف الشتائية القاسية وهم يردّون على هذا التحدي في بعض الطرق المبدعة. |
| Yalnız, bu mücadele için bize yardımcı olacak kişi Amerikan İstihbarat Teşkilatından... | Open Subtitles | ..و لمساعدتنا في محاربة هذا التحدي , معنا ..الضابط في قيادة الأخبار المركزية |
| Ama şunu unutmamanı istiyorum... bu zorlukla mücadele edemeyecek olsaydın sana bu fırsat tanınmazdı. | Open Subtitles | لكنني اريد تذكيرك, لو لم تكن بقدر هذا التحدي لما تم تقديمه لك |
| Yani, onun gücüne böylesine bir meydan okumaya Al-Saleem nasıl tepki verirdi? | Open Subtitles | أعني، كيف سيستجيب (السليم) لمثل هذا التحدي لمركزه؟ |