| - Çok dost canlısı bir beyefendi olsa gerek. - Evet, öyledir. | Open Subtitles | ـ لابد أنه رجل فى غاية اللطف ـ هو كذلك بالفعل |
| - Lex bunu kolaymış gibi gösteriyor. - Belki de öyledir. | Open Subtitles | حسناً ليكس يجعل الأمر يبدو سهلاً - ربما هو كذلك - |
| - Öyle! - Sizin için öyle. Harika bir hafta sonu geçireceksiniz. | Open Subtitles | هو كذلك بالنسبة لكما ستمضيان عطلة اسبوع رائعة |
| öyle diyorsan öyledir. - Öyle ozaman tamam o zaman - tamam | Open Subtitles | هو خطأ إذا قلت كذلك إذا ً هو كذلك حسنا ً إذا ً |
| Bazıları organik ya da yerel gıdaların daha pahalı olduğunu söylüyor, peki gerçekten Öyle mi? | TED | بعض الاشخاص قد يعترضون على الطعام العضوي .. او المحلي مرتفع السعر اكثر ولكن هل هو كذلك ؟ |
| Bu çok aşağılayıcı. Gerçekten mi? Öyle mi? | Open Subtitles | حقا هو كذلك , اتعرف ماذا فعلت مابوسعي , حسنا |
| Sonuçta o da mutlu olamıyor. | Open Subtitles | و هو كذلك لم يعد سعيداً في نهاية المطاف أو أنه لم يكن كذلك |
| - Öyle zaten, ancak yakın takibi ıskaladın. | Open Subtitles | ـ هو كذلك, إلا أنكِ نسيت المتتبع القريب؟ ـ المتتبع القريب؟ |
| Genellikle Değil, ama sen gösterdiğinden daha fazlasını içinde saklıyorsun. | Open Subtitles | عادة هو كذلك ولكنك تخفى اكثر مما تفصح منذ ظهورك |
| Elbette sanat bir yarışmadır. Ve hayatta her şey öyledir. | Open Subtitles | طبعاً الفن منافسة كل شي في الحياة هو كذلك |
| - Yapacağının sadece bu olduğunu düşünsem, belki... - Belki de öyledir! | Open Subtitles | إن كان هذا كل ما اعتقدت أنه سيفعل ربما هو كذلك |
| Belki öyledir ama şu anda bu kadar basit olması gerekiyor. | Open Subtitles | حسناً ربما هو كذلك, ولكن الآن يجب أن يكون الأمر بهذه البساطة |
| - Bence bundan daha karmaşık. - Öyle mi? | Open Subtitles | إن الأمر أكثر تعقيداً من هذا هل هو كذلك ؟ |
| - Öyle. Açık konuşmak gerekirse anlamıyorum da. İkinizin çok ortak noktası var. | Open Subtitles | بل هو كذلك وسأكون صريحاً أنا لا أفهم ذلك |
| Öyle mi? | Open Subtitles | هل هو كذلك ؟ أريد حمام دافىء وكوباً من الشاي حول |
| Öyle mi? Etrafına bak. Hepsi senin eşyan. | Open Subtitles | هل هو كذلك ، أنظر حولك ، أنها كل أشيائك ليس هناك شئ يخصني في أي مكان |
| Doğru adamı bulduğunuzu sanırsınız, ama sonra onda çok yanlış bulursunuz, o da sizde çok yanlış bulur ve her şey biter. | Open Subtitles | تظنين أنكِ أحسنت الاختيار، لكن بعدها تجدين له أخطاءً كثيرة. و هو كذلك و ينهار كل شيء. |
| Aslında o da var ama ölümcül hasta. | Open Subtitles | كلا، ليس من هذا القبيل حسناً، هو كذلك أيضاً لكنّه مُصاب بمرض عُضال |
| Bunu aptalca bulduğunu biliyoırum. Muhtemelen de Öyle zaten. | Open Subtitles | أعلم أنّك تظنّ هذا غباءً، وعلى الأرجح هو كذلك. |
| Bunu iyi olduğumuzda yapmayız Değil mi? | TED | انه ليس حقاً ما نقوم به, هل هو كذلك عندما نكون في أفضل حال لنا؟ |
| Tilki Wilfrid! Biz hastanede öyle derdik. Gerçekten de öyle. | Open Subtitles | ويلفريد الثعلب ، هذا ما نطلقه عليه و هو كذلك |