| Omuzlarında galaksi olan bir Generale belgede sahtecilik yapıp yalan söyledim. | Open Subtitles | لا تشكرني، كان علي أن أزيف وثائق لأختلق أزمة وأكذب على عقيد يحمل أوسمة |
| Son 5 yıl boyunca her gün ele verdim, yalan söyledim, ağladım, süründüm, ihanet ettim! | Open Subtitles | كل يوم للخمس سنوات الفائتة, كنت أغدر, وبكي, وأتذلل, وأكذب! |
| - Çıkıp o kadar kamera önünde yalan söylemeyeceğim. | Open Subtitles | -لن اقف أمام هذه الكاميرات وأكذب |
| Oraya gidip de yalan söylemeyeceğim. | Open Subtitles | لن أذهب هناك وأكذب |
| İnsanların gözünün içine baka baka yalan söylemem. | Open Subtitles | أنا لا أنظر في عيـــون النــاس وأكذب عليهــم |
| Yani sen benden şimdi o toplantıya gidip ne kadar başarılı olduğum hakkında, yalan söylememi mi istiyorsun? | Open Subtitles | أتريد مني الذهاب للحفلة وأكذب بخصوص كم أنني ناجح؟ |
| İşlerini yapoyorum, karılarına yalan söylüyorum! | Open Subtitles | أقوم بكل عملهم وأكذب على زوجاتهم |
| Bu zaman kaybı. Yalan üstüne yalan söyleyeceğim. | Open Subtitles | لقد كان تضييع للوقت ، لقد كنت أكذب وأكذب |
| Oyunlar oynayıp yalan söyledim. | Open Subtitles | وألعب الحيل وأكذب |
| Oyunlar oynayıp yalan söyledim. | Open Subtitles | وألعب الحيل وأكذب |
| Burada durup sana yalan söylemeyeceğim, Clark. | Open Subtitles | لن أقف هنا وأكذب عليك يا (كلارك). |
| Yani sana göre, senin Marta'ya yaptığın gibi onu aldatıp ve yalan söylemem en iyisi, öyle mi? | Open Subtitles | إذن هل تعتقد انه من الأفضل إذا كنت أخدعها وأكذب عليها مثلما تفعل أنت مع مارتا, أليس كذلك؟ |
| Senin için gülüp yalan söylemem için mi? | Open Subtitles | أن أبتسم وأكذب لأجلكِ؟ |
| Kocamı sevmiyorum ve yalan söylüyorum. | Open Subtitles | لا أحب زوجي وأكذب |
| Yarım saat sonra basın toplantısı yapıp, sırf sizi korumak adına California halkına yalan söyleyeceğim. | Open Subtitles | بعد نصف ساعة، يجب أن أقف في مُؤتمر صحفي وأكذب على شعب (كاليفورنيا) |