| küçük bir ısırık onu derin ve huzursuz bir uykuya sürükler. | Open Subtitles | قضمة واحدة صغيرة و ستغرق في نوم عميق جداً و مزعج |
| Şey, biz şu yurtta kalırken başladı küçük bir odamız vardı. | Open Subtitles | حسناً، هذا بدأ في النزل، عندما كنا في غرفة واحدة صغيرة. |
| Ekranda görülen küçük bir nokta ve küçük bir düğme döndürme işlemi mevcut. | TED | هناك نقطة صغيرة تظهر على الشاشة، ولفة واحدة صغيرة للمفتاح. |
| Sadece ufak bir kaşık aldım, o kadar. | Open Subtitles | إنها قضمة واحدة مجرد قضمة واحدة صغيرة ، هذا كل شيء |
| Ne yazık ki küçük bir sorun var ve o da bu ürünün kullanıcıları olan bizler gelecek kış yeni bir çeşit grip virüsüyle karşılaştığımızda, bir hafta sonra muhtemelen ölürdük. | TED | للأسف، هناك مشكلة واحدة صغيرة جدا، وهي أن مستخدم هذا المنتج، أنا أو أنت، ربما يموت في غضون أسبوع واحد من فصل الشتاء المقبل، عندما نواجه سلالة جديدة من فيروس الانفلونزا. |
| Fakat, işin küçük bir dezavantajı vardı. E-mail adresimi her yazının sonunda yayınlama gafletinde bulundular. | TED | لكن الوظيفة كانت لها سلبية واحدة صغيرة. و هي انهم يريدون نشر عنوان بريدي الالكتروني في أسفل كل مقال. |
| küçük bir çanta olsa itirazımı olmaz. | Open Subtitles | ليس لدينا إعتراض على حقيبة واحدة صغيرة بل إثنتان |
| Birileri beni bulduğunda... cebimde hala küçük bir külçe duruyordu. | Open Subtitles | ألتى كانت معك عندما وجدتك كانت لا تزال هناك كتلة صلبة صغيرة فى جيبى واحدة صغيرة |
| Bugün bacağına bir iğne sokacağız, küçük bir iğne. | Open Subtitles | نحن ستعمل وضع إبرة في ساقك اليوم، واحدة صغيرة. |
| Tüm imparatorluğun yıkılıp... yerle bir oluyor... sadece, küçük bir... kiraz yüzünden. | Open Subtitles | كم هي كامل إمبراطوريتك من الدمار تنهار كلّ هذا بسبب واحدة صغيرة من |
| Tüm imparatorluğun yıkılıp... yerle bir oluyor... sadece, küçük bir... kiraz yüzünden. | Open Subtitles | كم هي كامل إمبراطوريتك من الدمار تنهار كلّ هذا بسبب واحدة صغيرة من |
| Biliyorsun, değil mi? Şey, dürüst bir fikrim var. Ama, görüyorsun, sadece küçük bir problem var. | Open Subtitles | لديَّ فكرة، لكن هناك فقط مشكلة واحدة صغيرة |
| küçük bir değişiklikle bütün oda açıldı! | Open Subtitles | ـ حركة واحدة صغيرة وأنتِ فتحتِ الغرفة باأكملها |
| küçük bir kız ölmeden önce mini minnacık bir öpücük. | Open Subtitles | قبلة واحدة صغيرة قبل أن تموت شكراً لكم لهذا لا يمكنك لمس أقلامي |
| Gücünü ne kadar serbest bırakırsan bırak, bu seviyenle, küçük bir hayatı bile koruyamazsın. | Open Subtitles | مهما كانت كمية الطاقة التي تصدرينها لن تستطيعي حتى إنقاذ حياة واحدة صغيرة |
| Onca askeri tecrübeye ve sporcu dayanıklığına rağmen, küçük bir kesik hepsine kafa tutar. | Open Subtitles | على الرغم من السّنوات المقضيّة بالفنيّة العسكرية وتدريبات قدرة التحمّل فشريحة واحدة صغيرة تتحدّى تدريب العمر بأسره |
| İnsanlık için küçük bir adım aylık harçlığın için ise büyük bir kayıp. | Open Subtitles | خطوة واحدة صغيرة لأصبح رجلاً وهدرٌ كبير لمصروفك الشهري |
| Sadece ufak bir kaşık aldım, o kadar. | Open Subtitles | إنها قضمة واحدة مجرد قضمة واحدة صغيرة ، هذا كل شيء |
| Ormanın iki yada üç futbol sahasından daha büyük olmayan ufak bir yerinde toplanıyorlar. | Open Subtitles | يحتشدون معاً في رقعة واحدة صغيرة من الغابة، لا تتعدى حجم أرضية ملعبين أو ثلاثة. |
| ufak bir sorun var, aslında pek ufak sayılmaz. | Open Subtitles | هناك مشكلة واحدة صغيرة ربما في الواقع ليست مشكلة صغيرة |
| Bana küçücük bir şans vermeni istiyorum. | Open Subtitles | لكن أريد منك و حسب أن تمنحني فرصة واحدة صغيرة ، هل تعلم ؟ |