| - Senin yapman gereken şey burada kalıp kendini koruman. | Open Subtitles | خطوتك التالية هي أن تبقي هنا وتستمر في اختفائك. |
| - Senin yapman gereken şey burada kalıp kendini koruman. - Nedenmiş o? | Open Subtitles | خطوتك التالية هي أن تبقي هنا وتستمر في اختفائك. |
| Hollywood'un Batı için yaptığı ve yapmaya devam ettiği şey budur. | TED | هذا ما فعلته هوليوود وتستمر في تقديمه للغرب. |
| Bir başka şey ise, üflemeye ve ses çıkarmaya devam ederken keserseniz | TED | الآخر هو أن تستمر في النفخ فيه، أن تستمر في إحداث الصوت، وتستمر في قطعه. |
| Daha kötüsü, bu yanlış ideolojilerin kendimizi algılayışımızı ele geçirmesine izin verdik ve günümüz Afrikalı-Amerikalı kadınları olarak hâlâ kültürel kimliğimize bulaşmaya devam ediyor. | TED | والأسوأ من ذلك أننا تركنا هذه الاتجاهات الزائفة تتدخل في طريقة نظرنا لأنفسنا، وتستمر في التأثير على هويتنا الثقافية بصفتنا نساء أفريقيات أمريكيات اليوم. |
| Orada kalmanı ve bilgi toplamaya devam etmeni istiyor. | Open Subtitles | وهو يريدك أن تظل كما أنت وتستمر في جمع المعلومات |
| Tartışmayı kes... ..ve göreve devam et. | Open Subtitles | ..يجب ان تتوقف عن الجدال وتستمر في المهمة |
| Ve bunu yapmak için, burada kalıp oyununu para yatırmaya devam etmek lazım. | Open Subtitles | وإذا كنت تريد فعل هذا ، عليك أن تكون هنا وتستمر في تمويل مشروعك |
| Olay bu. Gözlerinin önünde saklan ve yaptığını yapmaya devam et. | Open Subtitles | هذا هو، تختبىء عن نظرهم وتستمر في أداء ما تفعله، |
| Grant'in oyları 4 puan yükseldi... ve yükselmeye devam ediyor. | Open Subtitles | وقفزت شعبيته أربعة نقاط وتستمر في الصعود |
| Sahip olduğun herhangi bir şüpheye rağmen devam ediyorsun ve senin için işe yarayanı bulmak için deniyorsun. | Open Subtitles | وتستمر في محاولة إيجاد الأشياء التي تنجح معك، |
| Onu kürsüden uzaklaştırmanızı ve davaya devam etmenizi öneririm. | Open Subtitles | أقترح ان تستبعدوه وتستمر في استكمال قضيتك |