| Hiçbir bilgim yoktu çünkü bir şey görmedim Baba dışarı çıkıp beni evlerine davet etti. | Open Subtitles | لم أدلِ بإفادتي لأني لم أرَ بوضوح، لكن قدم إليّ الأب من منزله ودعاني للدخول. |
| Ertesi gece beni akşam yemeğine davet etti; ben de kabul ettim. | Open Subtitles | ودعاني للعشاء في الليلة التي تليها وقبلت الدعوة. |
| Ertesi gece beni akşam yemeğine davet etti; ben de kabul ettim. | Open Subtitles | ودعاني للعشاء في الليلة التي تليها وقبلت الدعوة. |
| Sevindi ve aynı akşam için evine davet etti. | Open Subtitles | كان مسروراً ودعاني في ظهيرة نفس اليوم إلى منزله |
| - Evet, o. ayık kalmayı başarmış ve beni de toplantılara çağırdı. | Open Subtitles | نعم لقد أفصح لي أنه كان مدمناً ودعاني لحضور اللقاءات |
| Bir adam bara gelip beni oyuna davet etti. | Open Subtitles | تقدّم نحوي شاب بالحانة ودعاني للعب |
| - Sen yokken görüştüğüm adama mesaj attım, o da beni evine davet etti. | Open Subtitles | - بينما كنت بالخارج، راسلت ذلك الرجل الذي كنت أواعده - ودعاني إلى الإقامة معه |
| ve beni yarın yeni restoranında yemeğe davet etti. | Open Subtitles | ودعاني للعشاء معه بمطعمه الجديد بالغد |
| Vee beni arayıp, davet etti. | Open Subtitles | اوه , وي اتصل ودعاني |
| Küba'dan geçen sene geldiğimi duymuş. Bir şeyler içmeye davet etti. | Open Subtitles | سمع أنّي أتيتُ من (كوبا) العام الماضي ودعاني لإحتساء مشروب. |
| Chow, burada ne halt ediyorsun? Alan birkaç gün önce beni arayıp düğüne davet etti. | Open Subtitles | (آلن) إتصل بي قبل أيام ودعاني إلى حفل الزفاف |
| Beni oyununa davet etti. | Open Subtitles | ودعاني لأحضر مباراته. |
| Beni bir esbata davet etti. | Open Subtitles | ودعاني لـ (إسبات) |
| Bir müzik kaydı yöneticisi bana geldi ve beni Nashville, Tennessee'ye bir kayıt yapmaya çağırdı. | TED | واتجه نحوي مدير تنفيذي لشركة تسجيلات ودعاني الى " ناشفيل ,تينيسي: " لعمل تسجيل |
| ve bana itaat edin ve beni yalnız bırakın. | Open Subtitles | وأن تكونا مطيعتان ودعاني وشأني |