| Yarı ölü haldeydin bana yapacaklarının bin katı daha ağır bir şekilde cezalandırılmış bir haldeydin ve sen bunu benim hayatımı kurtarmak için yaptın. | Open Subtitles | كنتِ نصف ميتة، نلت عقوبة ألف مرة أسوأ من أيّ شي نلته وفعلتِ هذا لإنقاذي. |
| Son yapışında beni neredeyse öldürüyordun ve şimdi bir kez daha yaptın. | Open Subtitles | كاد ذلك ان يقتلني آخر مره فعلتيها وفعلتِ ذلك مرة أخرى |
| Hayır, sen yapman gerekeni yaptın ve bunu ailen için yaptın. | Open Subtitles | لا، لا، أقصد، لقد فعلتِ ما عليكِ القيام به، وفعلتِ ذلك لأجل عائلتكِ. |
| Yapman gerekeni yaptın. Doğru kararı verdin. | Open Subtitles | لقد فعلتِ ماوجب عليكِ فعله وفعلتِ الشيء الصواب |
| Ama sonra sen başka kimsenin yapamayacağı bir şey yaptın bana. | Open Subtitles | وفعلتِ شيئاً لمْ يستطع فعله أحد غيرك قطّ |
| Ve bütün bunları onu sevmediğin halde yaptın? | Open Subtitles | وفعلتِ كل هذا رغم أنكِ لم تستلطفيه؟ |
| "Amin yedi yıldır seninle yaşıyor. Sen elinden geleni yaptın. | Open Subtitles | "أمين) قضى 7 سنوات معكِ وفعلتِ ما يكفي)" |
| Onun söylediklerini de yaptın? | Open Subtitles | وفعلتِ كلما قال عليه؟ |
| Ve bunu spor yaparken mi yaptın? | Open Subtitles | وفعلتِ هذا بينما كنتِ تركضين؟ |
| Bunu daha önceden yaptın mı? | Open Subtitles | أسبق وفعلتِ هذا من قبل؟ |
| - Sorumluluk alıp, doğru şeyi yaptın. | Open Subtitles | تقدمتِ وفعلتِ الأمر الصائب |