| sıklıkla sadece birkaç slayt ya da bir filmin parçasını görürüz; ama bu varlıkların bir şey ifade eden sesleri var. | TED | وكثيرا ما نرى مجرد شرائح قليلة، أو فلم بسيط، لكن لدى هذه الكائنات أصوات تعني شيئاً. |
| Afrika'daki en zengin kişiler; devlet başkanları ve bakanlar, ... ...ve sıklıkla baş eşkiya da devlet başkanının kendisi. | TED | أغنى الأشخاص في أفريقيا هم رؤساء الدول والوزراء ، وكثيرا ما يكون رئيس العصابة هو رئيس الدولة نفسه. |
| Bu tip özellikler sıklıkla yerel faunanın oluşturduğu tehditlere karşı bir cevap olarak evrilmiştir, mesela bu örnek için bu bitkiyle beslenen kaplumbağalara karşı. | TED | وكثيرا ما، تطورت تلك المميزات الخاصة كرد على التهديد الذي تشكله الحيوانات المحلية، وفي هذه الحالة، السلاحف آكلة العشب. |
| Böyelece sunumumu noktalarken, İki kez düşünüyorum Tarihte unutulmuş olan bu isimleri olduğu kadar sıklıkla, çok fazla olmasa bile,bugün yediklerimizin etkisiyle | TED | لذا ، فإن سبب العرض الذي قدمته هو لأجعلكم تفكرون مرتين ، أن أولئك الذين ترد اسماؤهم طي النسيان في التاريخ وكثيرا ما كان قدر تأثيرهم، إذا ما كان أكثر ،تأثيراً ، على ما نحن نأكل اليوم. |
| Havlularda, eldivenlerde, elbiselerde, şapkalarda ve sıklıkla halılarda. | Open Subtitles | المناشف، والقفازات والملابس والقبعات... وكثيرا جدا، والسجاد. |
| İnanmamanın geri dönüşünün sıklıkla oluşması. | Open Subtitles | وكثيرا ما يكون من تحويل عدم التصديق |
| Fakat meğer her bir oyunu, bazı mezunların tahmin ettiği marj ile kazanmamışız. Ve oldukça sıklıkla ben -- (Kahkaha) -- oldukça sıklıkla, onların bu tahminlerini daha metarialistik şekilde desteklediklerini hissetmiştim. | TED | ولكن يبدو أننا لم نربح كل لعبة على الحد الفاصل كان هذا بعض ماتنبأ به خريجينا. وكثيرا ما كنت -- (ضحك) -- وكثيرا ما كنت أشعر فعلا أنهم كانوا يبنون توقعاتهم بطريقة أكثر مادية. |