| David, bunun acı verdiğini biliyorum, ama böyle olması gerekiyor. | Open Subtitles | ديفيد، أعلم أن هذا مؤلم ولكن هذا ما يجب أن يحدث. |
| Artık öldüğüne göre bir önemi yok ama böyle demiş işte. | Open Subtitles | وهي ميتة الآن، لذلك لا يهم ولكن هذا ما قالته. |
| Neden bilmiyorum ama böyle diyorlar. | Open Subtitles | أنا لا أعرف كيف، ولكن هذا ما يقولونهُ |
| Fakat video oyunlarını çok uzun süre koruyabilmemiz için gereken şey bu ve müzeler de böyle yapıyor zaten. | TED | ولكن هذا ما سيمكننا من الحفاظ على ألعاب الفيديو لوقت طويل حقاً، وهذا ما فعله المتاحف. |
| Onlara daha iyi alternatifler sunmazsak 2040’a kadar hedefledikleri şey bu. | TED | ولكن هذا ما يهدفون إلى القيام به حتى عام 2040 إلا إذا قدمنا لهم خياراً أفضل. |
| Tam tersi olmalıydı ama öyle olmadı. | Open Subtitles | كنت ارجو ان تكون بطريقة اخرى ولكن هذا ما حدث |
| - Yaptığından değil ama öyle geliyor. | Open Subtitles | لا أقول أنك تفعل هذا ولكن هذا ما شعرت به |
| Katılmıyor olabilirsin ama böyle olacak. | Open Subtitles | -أنت لا توافق، ولكن هذا ما سيحدث .. |
| Üzgünüm ama böyle düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا آسفة ولكن هذا ما أحس به |
| Biliyorum, ama böyle dedi işte. | Open Subtitles | انا اعلم, ولكن هذا ما قالهُ. |
| - ama böyle gözükecek. | Open Subtitles | ولكن هذا ما يبدوا عليه الأمر |
| Bunu söylediğim için beni öldürebilirsin, ancak benim inandığım şey bu. | Open Subtitles | ولكن يجب السماح لنا بالوصول إليها أو عدم الوصول إليها بإرادة حرة يمكنك قتلي لقول هذا ولكن هذا ما أؤمن به.. |
| Haklısın. Hiçbiri doğru değil. Ama insanların inanacakları şey bu. | Open Subtitles | أنت محق، لا شيء من هذا صحيح ولكن هذا ما سيصدقه الناس |
| Büyük bir hata ama öyle düşünüyorlar işte. | Open Subtitles | انه خطء، ولكن هذا ما يفكرون به |
| - Gerçekten üç ödemeyi atladınız mı? - Evet, efendim ama öyle yapmamı söylediler. | Open Subtitles | - أنت لم تفوت ثلاث دفعات، السيد ناش نعم، يا سيدي، ولكن هذا ما قالوه me؟ |