| Ama şimdi oturup benim problemlerimi dinleyecek bir arkadaşa ihtiyacım var. | Open Subtitles | لكن الآن ما أحتاجه حقاً هو صديق ليجلس فقط ويستمع إلى مشاكلي |
| Konuşabileceğim birini bulmam lazım. Gerçekten beni dinleyecek birisini. | Open Subtitles | اريد طبيبا اتحدث اليه ويستمع جيدا |
| Hastalarını muayene edecek reçeteler yazıp, iğneler yapacak müzik dinleyecek... | Open Subtitles | سوف يعتني بمرضاه ويكتب الوصفات الطبية، ويستخدم الحقن (ويستمع للموسيقى... |
| Sevecen ve anlayışlı. Beni anlıyor. Bir şey anlattığım zaman beni dinliyor. | Open Subtitles | لقد كان متفهما وحنونا ويستمع لي عندما أتكلم |
| Benimle alakalı sorular soruyor, ve cevaplarımı da pür dikkat dinliyor. | Open Subtitles | سألني اسئله عن نفسي ويستمع الى الاجوبة ايضا |
| Evet, üzgünüm, kapısını kilitlemiş halde odasında ve Sarah Mclachlan dinliyor. | Open Subtitles | نعم انه هناك لكن ابوابه مقفوله ويستمع الى سارة مكلاهكن |
| Her şeyi dinleyecek ve izleyecektir. | Open Subtitles | هو سيراقب ويستمع الى كل شئ |
| Sana cevap vermiyor dinliyor, sabırlı. | Open Subtitles | لا يرد الكلام، ويستمع إنه صبور |
| Yan yan. Ve de kapıları da dinliyor. | Open Subtitles | من جانب الى اخر ويستمع من خلف الأبواب |
| Olabildiği kadar anlaşılmaz olmaya çalışıyorum ama başımda dikilen o Victor denen çocuk da her lafımı dinliyor. | Open Subtitles | حاولتُ أن أكون غامضاً قدر الإمكان، لكن هناك ذلك الرجل (فيكتور) يراقبني، ويستمع لكلِ كلمةٍ أقولها |
| O da sadece dinliyor. | Open Subtitles | ويستمع |