| Şu küçük şehir belediye başkanlarından biri, kendine isim yapmaya çalışıyor. | Open Subtitles | أحد محافظي المناطق الصغرى يحاول صنع اسمه |
| Capitol Hill'de isim yapmaya çalışıyor ama fazla sevimli olduğu için partinin ileri gelenleri onu ciddiye almıyor. | Open Subtitles | يحاول صنع إسم لنفسه لكنه وسيم لدرجة أن الحزب لا يأخذه على محمل الجد |
| Odayı buhar odası yapmaya çalışıyor çünkü spor salonu üyeliği iptal edildi. | Open Subtitles | إنه يحاول صنع غرفة بخار منزليه لأن بطاقة اشتراكه في النادي تم رفضها |
| Madde sertleşmiş, sonra çıkarılmış. Bunu kim yaptıysa muhtemelen Yezit'in yüzünün maskesini yapmaya çalışıyordu. | Open Subtitles | من فعل هذا على الأرجح كان يحاول صنع قناع لوجهه. |
| Sanırım yeni bir başlangıç yapmaya çalışıyordu. | Open Subtitles | -أظنّ أنّه كان يحاول صنع بداية جديدة |
| Birileri doğaüstü olmayanları kullanarak doğaüstü varlıklar yaratmaya çalışıyor. | Open Subtitles | ثمّة شخص ما يحاول صنع مخلوقات خارقة للطبيعة بوسائل غير خارقة. |
| Şimdi de Sam bir tane yaratmaya çalışıyor. | Open Subtitles | والآن سام يحاول صنع واحدا آخر |
| Bu adam Internet efsanesi Ayna Adam'dan beslenerek kendine isim yapmaya çalışıyor. | Open Subtitles | هذا الرجل يحاول صنع إسم لنفسه ببناء أسطورة "رجل المرآة" على الإنترنت |
| Bu arada Dylan da bahçede sopalardan tabak yapmaya çalışıyor sana. | Open Subtitles | وديلن في الحديقة الخلفية يحاول صنع صحن من العصي الخشبية |
| Stuart halen bir zaman makinesi yapmaya çalışıyor mu? | Open Subtitles | هل ستيوارت لا يزال يحاول صنع الة زمن؟ |