| Şimdi anladım. Elbiselerin seni kızıl güneş ışığından koruyor. Ama bu sıcaklığa fazla dayanamaz. | Open Subtitles | فهمت الآن، ثوبكم هذا يحميكم من أشعة الشمس الحمراء لكنه لن يصمد طويلاً امام هذه الحرارة |
| Peki o günde sizi kim koruyor? | Open Subtitles | لكن من الذي يحميكم في ذلك اليوم؟ |
| Daha bana karşı çıkamazken, ...sizi ormanın tehlikelerinden nasıl koruyacak? | Open Subtitles | كيف يمكنه أن يحميكم من خطر الغابة حينما لا يمكنه حتى أن يقف قبالتي |
| Güçlerin dengeleri değişirse burada çok fazla oturmalar yapacaksın çünkü seni kötülükten koruyacak kimse olamayacak. | Open Subtitles | حسناً ، إذا تحولت موازين القوى سيكون وضعكم أسوء بكثير حتى لو بقيتم تجلسون هنا لأنه هناك أي أحد يحميكم من كل هذا الشر لقد جئتُ إليكم أنتم أولاً يا رفاق |
| Tanrı sizi beslemez, giydirmez ya da korumaz. | Open Subtitles | ما من إله يطعمكم أو يكسوكم أو يحميكم. |
| Dilophosaurus zehri gibi şeylerden korunabileceksiniz. | Open Subtitles | والذي بدوره يحميكم من أشياء كسم دّيناصور الـ(ديلوفوصور) |
| Kule'nin içindeki insanlar sizleri Wraithlerden tam olarak nasıl koruyor? | Open Subtitles | كيف يحميكم سكان البرج من الـ((رايث))؟ {\pos(192,190)} |
| Sizi koruyor. | Open Subtitles | يحميكم |
| Ama koruyacak bir şey biliyorum. | Open Subtitles | لكني اعرف شيئاً يحميكم |
| Peki, bizi kazandan ne koruyacak? | Open Subtitles | -ما الذي يحميكم بالحوادث إذن؟ |
| O silah seni korumaz! | Open Subtitles | هذا السلاح لن يحميكم |
| Dilophosaurus zehri gibi şeylerden korunabileceksiniz. | Open Subtitles | الذي يحميكم من سم الديناصورات |